... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Testosteron

30 Kasım 2009'da son cümlesini yazdığım Amsterdam yazısını bir türlü toparlayamıyorsam bir sebebi var. Artık bazı kafakola almalı "sen bizdensin" muhabbetlerinden gerçekten nefret ediyorum, öyle olması gerektiği için değil, gerçekten öyle; böyle gidip kendimi sime filan boğasım geliyor nayııır! diyerekten. Amsterdam gezim de bana bunu altını çize çize, üstüne basa basa hatırlattığı için, tam anlamıyla acaba ne kadar isyan etmeliyim ben o yazıda, onu kestiremiyorum. Bir yazıyı bu isyanla yazık etmek istemiyorum, o yüzden buraya çemkireceğim bi miktar.

Ha, bi de geçenlerde bizim müdürden "delikanlı" lafını yedikten sonra, gönül rahatlığıyla yazabilirim bu yazacaklarımı.

Sezar'ın hakkı Sezar'a; Caveman'i izledikten sonra "efemine özelliklere sahip bir erkek" olduğuma karar vermiştim. Salak salak kız triplerini hiç çekemiyorum, hemcinslerime inanılmaz öfkeleniyorum çoğu zaman. Yahu, geçenlerde bir e-mail geldi, aşağıya yapıştırıyorum. İçiniz kaldırırsa okuyun, şahsen ben her satırda daha çok sinirlendim, ama yarıda bırakamıyorum bir şeyi bir, bu "raconu" itin götüne soktuğumda "aa ama deeermişim yazıyodu onun altında, şakaydı o!" filan denmesi gibi bir sürprizle karşılaşmamak için iki, okudum sonuna kadar. Teyh.

Olamaz mı?
Kadınlığın raconu...
Niye olmasın ki?
Yapılacak şey var, yapılmayacak şey var!
Kadınlığa yakışanı var, yakışmayanı var!
Yani aslında bizim de raconumuz var da...
Şimdiye kadar yazılmamıştı... Kâğıda dökülmemişti... Hadi gelin yazalım.
- Arkadaşının ex’iyle birlikte olmaz. Zaten yürümez.
- Ex’inin arkadaşıyla da...
- Sevgili bulunca kız arkadaşını ekmez. Sevgililerin gelip geçici, arkadaşların kalıcı olduğunu bilir.
- Erkek arkadaşının hesabını ödemez. Ucuz yere gider ama yine de ödemez. Ödettirenle de çıkmaz.
- Borç para isteyenle de... Karşılıksız verir ama borç vermez (parayı!!!).
- Arabasıyla sevgilisini eve bırakmaz.
- Gece onu eve bırakmayanla çıkmaz.
- Kız arkadaşına fazla detay anlatmaz. “İyi” diye geçiştirir. Adam tek gecelik değilse tabii...
- Tek gecelikse, daha yaparken anlatmaya başlar. Sabah olsa da bir an önce anlatsam diye...
- Babet giymez.
- “Üzülme, son zamanlarda streslisin de ondan!” demez.
- Suçu kendinde aramaz.
- “Bu ne len?” de demez ama bir şekilde olayı çözer. Onunla ya da onsuz!
- Telefon kontrol etmez, ettirir.
- Askerdeki sevgiliyi terk etmez.
- Olduk olmadık yerde el ele dolaşmaz. Adama yapışmaz.
- Mecbur kalmadıkça koşmaz, yokuş yukarı ve aşağı yürümez.
- Taklit yapmaz! Tatmin olmadan da o yataktan kalkmaz.
- Ortamda küsmez, eve gidince burnundan getirir.
- Ex’lerin boyutları ve performansları yenilere anlatılmaz. Ne kadar iyi ya da kötü olursa olsun...
- “Ne olacağız biz?” diye sormaz, anlar.
- Tek gecelik erkekten telefon, telefon eden erkekten tek gecelik ilişki beklemez.
- Terk edemeyeceği erkeği yakalamaz.
- Yakaladığını da terk eder.
- Suçu sadece öteki kadında aramaz.
- Sarhoş olmaz, olursa da çaktırmaz.
- İçince ağlamaz, bunalım yapmaz.
- Âşık olmadan yatmaz.
- Yattıktan sonra âşık olmaz.
- Terk edenin telefonunu açmaz.
- Terk ettiğine sonradan acımaz.
- Kız arkadaşının yatak hikâyelerini sevgilisine anlatmaz.
- Arkadaşının mevcut kocasına/sevgilisine yan gözle bakmaz. Zaten bu kadınlığa değil, insanlığa sığmaz.
Benden bu kadar... Var mı artıran?

http://www.beyazgazete.com/dilek-onder-kadinligin-raconu-yazi-y2742.html

Tabi ki dayanamadım, yorum yazdım:

hayatımda bu kadar saçma, bu kadar aşağılayıcı bir şey duyduğumu hatırlamıyorum. sizin gibi kadınlar oldukça ne desek, ne kadar eşitlik peşinde koşsak boş!
üstüne, bu boş fikirler için para alıyorsunuz ya, ben ona yanıyorum.

"Editör onayından sonra yayınlanacak"mış. Sizce? :) Neyse, bu fikrimi ordan bir kişi okumuş olsun, eli reddetme tuşuna programlanmış bir stajyer de olsa, yeter bana.

Önemli olan bu kadının ne yazdığı da değil. Bunu birisinin yazması, birinin okuması, buna katılması, oradan oraya göndermesi; bu zırvaların kadından kadına aktarılması kaç beyin hücresinin yanmasına neden olmuştur kimbilir!

Yeterince hakkını verdim Sezar'a herhalde. Uzun zamandır neresinden bakacağımı bilemediğim bu yazıyı taşırmama neden olan bir son damla var: Geçtiğimiz hafta çimlerde otururken yanımıza gelip bana "ee askerlik ne zaman?" diyen arkadaşa veremediğim yanıt. O an tutulan nutkum sanıyorum bugün açıldı, bir şey olduğundan değil, ama bugün kendimi tam bir paçavra gibi hissediyorum. Normalden uzun çalışmak zorunda olmam bir yana, işim hala bitmedi, başım ağrıyor, İstanbul'da bile değilim, tek istediğim otele gitmek - ki tek istediği otele gitmek olan birinin ne kadar acınası bir durumda olduğunu hesaplayabilirsiniz.

Hiçbir şey diyemedim çocuğa, o da suskunluğuma anlam veremeyip şaşırdı bir an. Yanımda Sezo vardı, dönüp "abi ne diyosun sen de!" dedi. Kahramanım benim! "Niye lan, o da bizden" dedi çocuk, bana dönüp "bozuluyor musun?" diye sordu. Hiçbir şey diyemedim. "Bozulur tabi abi, büyüdü artık" dedi Sezo.

"Büyüdü artık." Büyüdüm artık. Büyümek istediğimden de değil. Bayılmıyorum.

Büyümekle ne ilgisi var?

***

Otele geldim, camı pencereyi açtım, konserve havadan gına geldi şu tırnağım kadar sevmediğim, kodumun plazasında zaten; nefes aldım! Sonra bi telefon ettim, nefesimi içime çektim iyice.

***

Büyümekle ilgisi yok, kendini değiştirmeye çalışmakla ilgisi var, aslında memnun olduğum ve içten içe farklı olduğum için mutlu olduğum bir özelliğimi değiştirmeye çalışmakla ilgisi var, değiştirsem mi bilememekle, sanki benliğimi yitirecekmişim gibi olmakla ilgisi var. Şimdi ben kendime lan demeyi bırakıp hanfendi mi diyeyim? Böyle takılıp durduğum için kafamı sikeyim diyorum, a-aa diyorum sonra, böyle küfürler ettikçe uzaklaşmaya çalıştığın şeye yaklaşıyorsun gene, ama olmaz ki kuzum?

Nasıl törpüleyeceğim bu sivri uçlarımı, kendimi kaybetmeden / kendimden vermeden?

***

Doğumgünümden sonra sanki yeterince içmemişiz gibi, son dörtlü kaldık; Kaan, Okay, Tsum ve ben, gittik Nevizade'de son açık yere oturduk gecenin ikibuçuğunda, tahta tabureli rahatsız bir yerdi işte, ve rakı söyledik. Bir küçük rakının hiçbir yerimize yetmeyeceğini bile bile söyledik.

Birilerinin takıldığı kız için "bi çakılsa rahatlayacak herhalde" gibi bir yorum yaptıktan sonra pek bi "cici kız" addedilmeyi beklemiyorum ama kendimi durduracak değilim, benim istediğim şey tam olarak şu: Ben bunu diyeyim ve karşımdaki işte bu, çak! desin, ama sonra "belki ben bilmemkime yazıyorum?" dediğimde ciddiye alsın beni, o kadar uzaklaşmış olmayayım, bizbizeyken yapılan mENSO muhabbetleri herkesin yanında yapılmasın, böyle olmasın.

Ne emmeye ne gömmeye, diyor birileriniz duyuyorum.

***

Uzattıkça çelişkim artıyor, kendimi yakıştıramadığım taraflara yaranmaya çalışır gibi hissediyorum. Sonuç itibariyle, Burcucum çok güzel çıkmışsın - sağol cnm olmayacak benden hiçbir zaman, olmasını da istemiyorum, ama bu demek değil ki "aa kıza benzemişsin" denmesi bana komik geliyor hala.

Sevdiğinin kolunun altına kıvrılıp giremeyen kim yemiş ki bu işin ekmeğini? Böyle tak diye konuşan eden, erkek gibi içen, hep bi sağlam duran, counter oynayan, ilişkisel triplerde sıklıkla erkeklere hak veren, hayatında alışveriş ve dedikoduyu bakınca görülebilecek bir yere oturtmayan, kendi gazoz kapağını kendi açan, özetle "ihtiyaç duymayan" kim yemiş, hadi göstersin birisi.

Sonra yalnızım deme bari bellatrix.

Ya öyle, ya böyle.

2 yazmadan duramayan var!:

bu yazını okuyalı uzun zaman olmuştu, aklıma geldi tekrardan aradım ve buldum. acaba dedim "çakılsa .." denilen kız ben miydim :)
ama yazının geneline dair, kendine "en kız gibi" hissedeceğin zaman, yanında hoşlandığın bir erkek olduğu zaman olacaktır...en "erkek" gibi kızlar, sevdikleri zaman nasıl da değişiyorlar.
neyse, bloguna bakıyorum arada, bu ara yoğunsun sanırım, kolay gelsin :)

 

Sen bir yazımın altına güzel fakat yanlış bir yorum yapan 'franny' olmalısın?

Kim olduğun konusunda en ufak bir fikrim yok ama o kız sen olamazsın; çünkü düzgün yazabiliyorsun ve bunu üstüne alınabilecek kadar kendini sorguluyorsun :) O şahsiyet bu özelliklerin ikisine de sahip değildi.

Teşekkürler, takip için de, yorum için de, iyi dileklerin için de...

 
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!