
Bu yazı üzgün bir yazı değil, üzüntüyle yazılmış bir yazı değil neyse ki. Bu aralar "Bin Yüz Bir İnsan"ını okuyorum Aret Vartanyan'ın, Erinç'ten arakladığım Habibi'nin üstünde o duruyor başucumda. Lafı çok uzatıyor, bazen lafı bana getirişinden de hoşlanmıyorum, ama bana iyi geliyor epeyce, öyle hissediyorum. Zaten bu aralar her şeyi bir şeye, eski bir olaya, bir kişiye, daha önce gördüğüm, duyduğum, okuduğum, düşündüğüm bir şeye benzetmeye meyilliyim, elimde kurşunkalem, flört ediyorum kitapla.
bana beyin eriyiğini (veya beyin eriğini) hatırlatan bu görsel, şuradan.
Her canlının ölümü tadacağı iddia edilen tabela önünde, trafikte sıkışmış ve ilerleyemezken, önümden tıngır mıngır, sarı bir bisiklet üstünde fötr şapkalı bir amcanın geçmesi ve umursamazcasına trafiğin ters istikametinde seyretmesi, o günün güzel bir gün olduğuna delalettir, bence. Sizin gününüzü güzelleştiren daha somut şeyler olabilir, ben böyle güzelliklerle idare ediyorum.
...derken, Topçular ve Bursa. Saat 2'de işe başlamıştım bile. Kışkışlanana kadar da çalıştım, nasılsa burnumun dibiydi otel.
Bunlar kafamda dönüp durur ve kuzen yan koltukta uyuklarken boş durmayıp blogumun yarattığı çokkullanıcılıblog hissiyatını haklı çıkarırcasına çalıştım. Sonra kuzen uyandı; uzun zamandır televizyonda yayımlanmadığı için çok özleyip aldığım Beetlejuice'u izlemeye karar verdik.
Sahi, ne oldu o filmler? Bir ara Beetlejuice bıktırırcasına yayınlanırdı, Yırtık Rahibe, Maverick, Problem Çocuk (bunu özlemesem de) da öyle. Geleceğe Dönüş'lerin star tv dublajlarına nasıl alıştıysak, tüm bu filmlerin repliklerini ezberden tekrarlardık her yayınlanışında -illa ki- izlerken...
Şimdi maça ası kimseye bir şey ifade etmiyor oysa ki.
***
Beetlejuice'u izlemeyeli çok olduysa, lütfen izleyin. Allahım o Michael Keaton'ı izlemek için, Batman olabilen bir adamın başka ne olabileceğini görmek için bile izleyin tekrar. Böyle güzel bir zamanda takın ama filmi, mesela saat sekiz buçukta tamam mı ve o bitince, kafanız da güzelken dayanamayıp Charlie and the Chocolate Factory izleyin; her sahnesine, her kafaya ayrı şaşırarak, daha önce nasıl olup da izlemediğinize şaşırın bir de, o kadar coşun ki dayanamayıp paylaşın bunu.
Ne demiş Yiğit Özgür, şu hayatta bir Akina Temizhava, bir Frensis Ford Hoppalahey, bir de Timbör Tın olmak isterdik. Tim Burton'la arkadaş olmak tamam ama öylesine karşılaşmayı gerçekten istemeyebilirdim; ne soracağımı bilemeden çak bi beşlik! yapar geçerdim herhalde... Ne sorulur, ne söylenir ki bu adama?
***
Üstüne bir de While You Were Sleeping çektim, evde tam uyku havasıydı, öğlene kadar uyudum. Kalktık, demli çayla kahvaltı ettik sonra geniş geniş, biraz daha havalara baktık... Aile saadeti için evden çıkmadan önce fark ettim ki, 24 saattir evdeyim. Uzun zamandır yapamadığım gibi.
Aslında adaya gitmek istiyordum bu haftasonu ama, çoğu okulumda geçen sakin ve mutlu bir gecenin ardından böyle evcilleşmek, çok daha güzel oldu sanki.
Dimi lan tilki? Sen anlarsın bu işlerden...
