... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

sade, tan-go, rahat!

Pek sevdiğim Sade'nin pek sevdiğim Soldier of Love şarkısı bana Paulo Coelho'nun Işığın Savaşçısının Elkitabı'nı hatırlatır. Eyyamından ötürü pek sevmemişimdir o kitabı gerçi, Coelho'nun her kitabında hafifçe hissettirdiği "Yüreğinin Götürdüğü Yere Git" tarzı bakış açısı bu kitabın temasını oluşturur. Işığın savaşçısıymış... Yüksek Sadakat şarkısı gibi bir şey (allah bilir onlar da Coelho'dan esinlenmişlerdir).

Soldier of Love'ı uzun zamandır ilk kez dinledim ve izledim bu sabah, Ne kadar güzelmiş klibi, unutmuşum.



I've lost the use of my heart
But I'm still alive
Still looking for the life
The endless pool on the other side
It's a wild wild west
I'm doing my best

I'm at the borderline of my faith,
I'm at the hinterland of my devotion
In the frontline of this battle of mine
But I'm still alive

I'm a soldier of love.
Every day and night
I'm soldier of love
All the days of my life

I've been torn up inside
I've been left behind
So I ride
I have the will to survive

In the wild wild west,
Trying my hardest
Doing my best
To stay alive

I am love's soldier!

I wait for the sound

I know that love will come (that love will come)
Turn it all around

I'm a soldier of love (soldier of love)
Every day and night
I'm a soldier of love
All the days of my life

I am lost
but I don't doubt
So I ride
I have the will to survive


Dinlerken sözlerin ne kadarına katıldığımı hesapladım filan. "I'm at the borderline of my faith" mesela. Gerçi ben bu sınırın öte tarafına geçtim gibi hissediyorum. Sade'ninse hala umudu varmış.

//\

Tango meselesi var bir de. Hani şimdi erkekler mızmızlanıyor ya "kadınlar şöyle anlaşılmaz, böyle bilinmez" filan diye. Halbuki olay tangodaki kadar basit. Kadın seni itiyor, sen onu çekiyorsun. Senin hamlen bu. Sen itersen, o peşinden gelecek. Yoksa dans biter.

Kimse kimseye git demiyor aslında. Gözünün içine bakıp açıkça söylemedikçe her şey, esas oğlanla esas kızın "güya birdenbire" öpüşmeye başlayacakları (ama sizin bunu daha önce izlediklerinizden zaten bildiğiniz ve beklediğiniz) tırt bir senaryo. Yazılmış, oynuyoruz. Ya da oynuyorlar, neyse işte. Sade oynuyor olabilir.

//\

Bir de rahat duruş var ki, o sıkıca rahat duruş... Asker rahatı hani, yalandan.

Rahatmış...

"Rahat duruşum askerdeki rahat gibi benim. Ünlem işaretli, dimdik, ayaklar omuz genişliğinde açık, kollar dirsekten kırılıp arkada kavuşturulmuş, bir el diğer bileği tutuyor. Rahatlığım bu, nasıl rahat olacağım kurallarla belli."


İşte o rahat duruşlardan gerçek rahatlığa erişebilmek için görüşmeye devam etmediğim, artık kim ne düşünürse düşünsün ve kimin hatrı için olursa olsun karşı karşıya oturup, içip, memleket meselelerinden veya edebiyattan bahsetmeyeceğim adamlar var ki ben ertesi sabahlar çirkin uyanmayayım dünyaya ve onlar da sevdikleri edebiyatla yaşayıp gitsinler. Benim kaybım değil, diye düşünüyorum.

Beni kaybım değil diye düşündükçe de, çarptıkça acımasın diye kendimi pamuklara sarmaya çalıştıkça kibirli biri olup çıkacağım diye korkuyorum.

Neyse, belki bahaneyle dengeleniriz. Fazla alçakgönüllü olduğumu duymaktan çok sıkılmıştım zaten.

2 yazmadan duramayan var!:

Sevdiğim bir şarkıdan yola çıkılarak yazılmışi keyifle okunan bu yazı ve klip için teşekkürler.

 

Ben teşekkür ederim! :)

 
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!