... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

türban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türban etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Babaannen de kapalıydı!

Şu kafadalardaki hotozlar artık Süleyman Demirel kellesi boyutlarına ulaşıp komikleşmeye başladı. Dikkat çekmek için yapıldığını bile düşünüyorum. Yine de, ters bir tepkiyle karşılaşmaktan çekindiğim için geçenlerde gördüğüm bir kızın fotoğrafını çekemedim ki burada neyden bahsettiğimi gösterebileyim.

Bu, türban yasağını savunan veya herkes istediği gibi işe girsin canım bana ne, diyen bir yazı değil ve olmayacak. Sadece, türbanın benim için sadece bir bez parçası olmadığını söylemekle yetineceğim.

Ha, ifrit olduğum bir konu varsa o da, şu halleri savunurken "babaannelerimizin de Kurtuluş Savaşı'nda başı kapalıydı" ifadesinin kullanılması. Gerilip okkalı bir şut ve Yılmaz Özdil demagojisinin yaptığı asist ile, Nihat Hatipoğlu'nun Turgut Özakman'la buluşmasını sağlamak... Mükemmel bir gol, bravo, bellissimo!

"Kağnısını Yeden Elif" temalı tablo ve başı kapalı babaannelerimiz

Yalnız benim için / Bebek'te üj bej tur

Duygulu duygulu "kapat gözlerini kimse görmesin / yalnız benim için bak yeşil yeşil" söylenen bir fasıldaydım. Geçen yıl yine aynı ben, aynı doğumgünü için -neredeyse- aynı fasıldaydım. Bunun tek iyi yanı, gitmemin -neredeyse- zorunlu olduğu bu fasıl sayesinde midemi rakıdan fazla uzak tutmuyor olmam.

"Seni çok sevdim / ölürcesine" diyordu adamlar. Adamlar çingeneydi. Oldum olası çingene fasılı sevmem. Oldum olası, "madem çingene çıkaracaksınız o zaman neden kişi başı 95 lira alıyosunuz amına koduklarım?!" dediğim fasılları da sevmem. Ama bu şarkıyı severim işte. Benim için, çocukluğumda ne kadar çok İngilizce bildiğine şaşırdığım annemin "close your eyes / anybody don't see" diye saçmalayarak İngilizce'ye çevirdiği bir Emel Sayın şarkısıdır bu. Dinlerken yeşil gözlü birilerinin aklıma geldiği bir şarkı olmamıştır hiçbir zaman ama işte, çocukluk hatırlatır. Fil hafızamı tazeleyen ve blogdan iyiden iyiye koptuğum bu yoğun zamanlarda beni herhangi bir şey yazmaya iten şeylerin tümü için emeğe saygı + rep.

Ve ben çok saçma şeylerden bahsetmek istiyorum; evet 3 duble içtim ve evet yerlerde kurular var, bugün liseden bir arkadaşımın umre fotoğraflarını gördüm. Geçenlerde nişanlanan çiçeği burnunda tesettürlü bir arkadaşım bu. Kendisi beni bir ara şaşırtmıştı. İnsan, orta 3'te bir arkadaşının evinde bira içip erkek arkadaşı Ege'den bahseden, sonra midesi kötü olup da hiçbirimiz nane limon kaynatma tecrübesi olan yaşlarda olmadığımız ve Alka Seltzer henüz icat olmadığı için kaynattığımız acayip şeye razı olan yaşam dolu bir insanın gidip "kapanacağına" ihtimal veremiyor. Veremiyor abi, avukat çıkıp, akabinde nişanlanacağına -yine Armine katalog çekimi gibi kıyafetler giymiş olarak- ve Umre'ye gideceğine, orada "aman da fistan pek yakışmış", "ah o Kabe ne güzeldi" gibi fotoğraf yorumlarının nesnesi ve öznesi olacağına inanamıyor. İnanamıyor abi.

Peki şuna inanabiliyor mu insan: 20 yıllık arkadaşı insanın, hani o eskiden rakıları takır takır deviren, her ay bir sevgili değiştiren arkadaşı uzun kollu elbiselerle gezip de birden içmekten vazgeçtiğinde (basbayağı bıraktığında içmeyi!), Bahçeşehir'de ev tuttuklarında, yakında evleniyor olduklarında ve çalışmaktan hepten vazgeçeyazdığında... İnsan buna inanıyor mu acaba, gerçekten kendi isteğiyle yaptığına her şeyi (belki,) ama gün gelip de eşi diye seçtiği adama "ben kendimi senin için bu kadar değiştirdim" demeyeceğine, inanıyor mu?

Garip geliyor.

En az, "bak yeşil yeşil"den sonra çalan "bebek'te üç beş tur atarım" kadar garip geliyor bu durumlar bana. Bu kadar saçma, bu kadar sığ ama her ikisi de aynı fasılda.

Şimdi kimin rüzgarına püf der bilmiyorum ama, bu fasıl bitmez.

Güldüren / Düşündüren


Ahududu ödüllerini bir türlü veremediğim Esra Ceyhan-İclal Aydın-İkbal Gürpınar üçlememin sonuncusu Kanal7'de program yapmaya başlayıp türbana girmiş veya türbana girip Kanal7'de program yapmaya başlamış. Fark etmez. Bu duruma çok güldüm, kahkahalarla güldüm. En azından artık bu üçlüden birinci belli, ikinci kim?

Ortaokulu ve liseyi beraber okuduğum hukuk mezunu arkadaşımın ise 25 yaşında tesettüre girip, göz önünde olmaktan beis duymayarak feysbuktan çıkmayışı (tamam çıkmasın) ve fakat, önceki hayatının tüm emarelerini birer birer etiketsizleştirişi... Artık kendisiyle ortak fotoğrafımız yok feysbukta. Oysa ki o hala orda, "özeleştiri" yapıp Kılıçdaroğlu'na giydiren Yılmaz Özdil yazıları paylaşıyor, ölümüne evetçi, alayına isyan.
*
Buna gülemedim.

Bu sefer güldürenle düşündüren birbirinden farklı.
*
*
(18 Eylül 2010, YeniŞahin5)
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!