... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Purgatario etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Purgatario etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Aptallık denen araf

"Keşke salak olsaydım" diye bir şey var ya, ben de demişimdir kesin şimdiye kadar birkaç kez. Benim zeki olduğuma kim karar veriyor, belki zaten aptalım o ayrı konu; bir de mutlu olmanın şartının (yeter değilse de, gerek şartının) aptal olmak olduğu gibi bir kanıya nasıl kapılıyoruz? Araf gibi bir şey de olabilir aptallık, "allahım bazı şeyleri anlamıyorum ben galiba" diye, sürekli bir şeyler kaçırdığın hissiyle de yaşayıp gidebilirsin ve hiç adam gibi mutlu olamayabilirsin de. (Zaten o lafın aslı da aptallık değil, cahillik içeriyor. Ignorance'ın tam karşılığı olamasa da.)

Acayip.

Bugün hiç de askere uğurlama gibi olmayacağı daha başından belli olan bir yere gitmek için, hafif sakat olan ayağımı sürerek ilerliyordum metroya doğru. Şevval Sam "söyleyemem derdimi" diyordu kulağıma kulağıma. Halbuki yarım saate kadar boğazıma kadar Gaga'ya batacağım kesindi. Taksim'e gittim, D&R'a girdim, çok uzun zamandır beklediğim ve dinlemeden aldığım Lulu'yu geri verip iki tane CD aldım, çıktım, para çektim, mekana girdim. Maç vardı. Maç. Arkadaşlarım askere gidiyordu ve televizyonda maç vardı.

İyi ki gelmek için acele etmemiştim.

Bugün benim için güzel bir gün değildi zaten, gecenin de güzel olma gibi bir ihtimali yoktu ama en azından dostlarla rakı sofrasında olsak iyi gelirdi bana. Birinin uğramadığı, birinin erken kaçmadığı, kendi kendine takılmadığı, bir karı umudunun peşinde her haftasonu yaptığı şeyi yapmadığı bir yerde olsaydık (yok, bir de karıya kıza yazmanızı izlemeye gelecektim. o kadar da değil.)

Keşke, diyorum bazen, keşke tüm genellemelerin içine kıvrılıp yatabilseydim ve kendimden nefret etmeyecek olsaydım o zaman. Ama yaşayamam bununla, yaşayamayacağımı biliyorum. Yapamam bu saatten sonra.

Düşündüm, kızım olursa ileride, kız olsun. Nefes alsın. Ne olduğu, nerede durduğu belli olsun. Beni rahatsız eden şeyler ona normal gelsin. Böyle olduğunu hiç düşünmeden yaşayıp gidebilsin. Kimse onun için "Şişli'de bir apartmanınız olacağına Öykü gibi bir kızınız olsun" demesin, tamam. Bana garip gelsin kızım.

Ama sadece bana garip gelsin.

Arafbahar

Merhaba Nisan! Merhaba doğan güneş, bulut kardeş ve merhaba kardan adam!

Mikail tamam anladık iyice çıldırdın, hatta belki senin çılgın projen de bu, yalnız ben sormak istiyorum: Bu ne biçim hava laaan!?

Araf

Takı alıp, sonradan ona uygun kıyafet almışlığım oldu. Başlığı atıp, aylar sonra yazı yazmışlığım da; hatta son cümlesini yazıp, hala yayımlamadığım yazım bile var. Bir şarkı dinleyip, aylar sonra onun hakkında yazarken de buldum kendimi; ama ilk kez bu akşam, sabaha karşı sessizliğinde yazdığım ve arkasına hiçbir şarkıyı layık göremediğim bir yazım için fon müziği dinledim.

Ben yazdım, onlar müzik yaptı sanki; öyle oturdu içimde. Jigsaw falling into place, adeta.

kalbin işine bak yüzüne bakamaz.
ağlar durur sen uyurken.
yalnız olamayan böyle mi yapar dersen anlarım.
aşkın içine bak, en güzeline
hem var hem yok mu, bile bile
adalet yok ya, canımı yakar bu sessizlik
yerimi bilmem,
bilmem ne taraftayım.
sesimi duymam,
ne zamandır araftayım.
kimler varmış içimde yoklama yaptım.
deliler çıktı, cellatlar bir de şeytanlar.

Gönül isterdi ki bu şarkıyı o yazıya ekleştiriveren ben olmayaydım (biliyorum, beklentilerim çok yüksek hayattan ama işte... huylu huyundan vazgeçer mi?)

Rahatladım desem yalan olmaz.

Purgatario

Yatağımı özledim.

***

Yalnız olmak ne kadar ürkütse de, kişi bazen mutlak yalnızlık istiyor. Bilmemkaçıncı...yok onu boşver, kalabalıkta yalnız olmak değil, tek başına yalnız olmak, bir başına, kimse olmadan.

Ve bazı köşeler (rahat) batıyor insana.

***

Dün?

Yükseldik, o kesin. Ama cenneti gördük diyemem. "Aman yesinler yesinler şeker yesinler / şu kız şu oğlana yanmış desinler" tadında da bitirmek istemezdim. Ne oldu benim Nilüfer'im?

O söyleyecekti, ben bir güzel ağlayacaktım. Yerim bile belliydi, uzak.

Bi daha!, bi daha! denecekti. Bi daha olacak, öyle bitecekti ve biz o gece artık birbirimiz hariç kimsenin müziğini dinlemeyecektik. Ve ancak ondan sonra sen gelip bana şirinlik yapacaktın. Sonra ICAMES'in son gecesinde İtalyanlar ve Okay'ımın gitarıyla bir efsanenin geleneğini yerine getirirken orada olacaktın ama hep olacaktın, sonuna kadar ve benim için olacaktın.

Bu bakış ne, ben o işlerden hiç anlamamlar ne, ben paranoyak mıyım, bu mu?

Öte yandan, ben uzaklaşamıyorum, demirler parmaklık olmuş çevremde, kaçamıyorum; o gidiyor ben duramıyorum (ne orada ne burada duramıyorum son zamanlarda). Adımımı atacağım yerler kapsama alanı dışında, Nilüfer çalmadı diyorum beni kimse anlamıyor, bi bilgisayar bulsun bana birisi, yemin ediyorum yazı yazacak halim yok, şarkı açıcam sadece.

***

Bişi diyim mi, herkes her zaman en çok istediği yerde ve herkesin hakkı var buna. Bu adalet canımı acıtıyor,
gerçekten,
çok,
acıtıyor.
***

O değil de, sonunu bardağa boşalttığım sütün kutusunu, 4 gün önce kestiğim kulakçığı ile birlikte attım çöpe. Çoktan değişti her şey; bazı şeyler hiç ama hiç değişmez.

Bazı şeyleri, elinle koymuş gibi bulmak (geri bulmak) güzel.

***

Evimi özlemişim.

(Başlık çok eski -teşekkürler Dali-, içini 15-16 Mayıs 2010'da, yolda doldurdum)
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!