Dink kararını veren hakim: Örgüt yok diyemem
Dink davasında "terör örgütü yok" kararı veren hakim açıklamalarda bulundu: Bu cinayetin birkaç simitçinin işi gibi basite indirgenmesine karşıyız. Bizce de basit bir cinayet değil. Azmettiren birileri olması gerekir ama deliller bu kadar.
(...)
Davalar uzayınca da kamuoyundan baskı geliyor, baskı altındayız. Ayrıca davanın uzatılması için yapılanlar da var. Biz elimizden geldiğince davayı uzatmadan karar vermeye çalıştık. Ancak 4.5 yıl kimileri için uzundur, kimileri için de kısa.
(...)
(...)
http://www.ntvmsnbc.com/id/25315075
Ben bu açıklamadan 1 şey anladıysam o da şudur: "Bi kereden hiçbi şey olmaz."
Oysa ki "örgüt", topluluk adıdır ve eylem sayısına değil, kişi sayısına bağlıdır. Şahsen pek tutmadığım "ama işte napalım" TDK'nın tanımında bile, aşağıdaki şekilde geçer:
Bir insanla, doğduğu andan itibaren belli bir dilde konuşulur ve diğer tüm yazılı materyalden uzak tutularak televizyon ve filmler başka bir dildeki altyazılarla izletilirse, o insan o dili okuduğu şekilde mi öğrenir? Mesela, Türkçe dublajlı filmler izletilirken altyazılar hep İngilizce olsa, o kişi "balık" telaffuz edilen kelimeyi "fish" diye mi yazacaktır?
"de'leri ayrı yazamayan insanlar"a o kadar uyuz olduk ki, sonunda bir mucize gerçekleşti de artık herkes her şeyi ayrı yazıyor. Eskinin "sende mi Brütüs"ü, oldu "sen'de mi Brütüs"
Bir mekana giren kadına erkeklerden çok kadınlar bakar. "Benden güzel mi?" "Kalçası benimkinden küçük mü?" "Sevgilisi benimkinden yakışıklı mı?"
Onurlu dün dedi ki, önemli olan spoiler vermeden sinema yazısı yazmak. Ucundan göstermeden merak ettirmek, dimi? Orası öyle, hem ayrıca, bence daha önemli olan smiley koymadan güldüğüm, ağladığım, nefret ettiğim, sevdiğim, o an havaya zıpladığım hissiyatını vermek. Ben tam başarabiliyor muyum bunu? Hayır, veya henüz değil, diyelim.