Yine hiç inanmadığım bir çalışmanın (son bir aya girmişiz daha ortada ilaç yok, nesine inanıcam) bilmemnesi için Etiler'de, evden bozma bir ofiste, vaktiyle bahsini burada da geçirdiğim bir göğüs dekoltesinin sahibiyle toplantıya geldim. Kendisi teşrif edene kadar seninleyim blog.
Masada önümde duran simsiyah, dışı da tahtası da siyah, hiç açılmamış kurşunkalemlere, kendime hakim olmaya çalışarak bakıyorum. Odada kamera var mı diye göz gezdirdim, yok. Bak şimdi... İlk hırsızlığımı da böyle yapmıştım, o çay tabaklarının kenarına takılıp tabağı kişiselleştiren, birbirlerine karışmamalarını sağlayan renkli küçük mandallara da böyle bakmış, sonra da cebime birkaç tane indirmiştim. Evsahibesi olan babaannemin arkadaşı, kendisine sorsam muhtemelen bir avuç verecekti bana. Peki o zaman neden? Bilmiyorum. Bu kadar saçma bir şeyi istemeye utanmış olabilirim. ("ne yapacaksın onlarla?" "bebeklerimin kıyafetlerini ipe asacağım." bak şimdi! hiç bellatrix'e göre mi bu?)
Gulp! Neyse.
Etrafıma bakıyorum, bir dolap var, içinde yalandan konmuş bir kırmızı defter. Harita metod. Yanında bir kalem kutusu, önceden biliyorum ki onun da içinde gıpgri, dışı da tahtası da gri, hiç açılmamış kurşunkalemler var. Neyse neyse... Dolapta bir şey daha, üstünde bir magazinlik, şirket logolu. Yanında bir mor vazo, içinde iki sap çiçek. Hepsi yalandan. Yoğunluğun, yoğuşmuşluğun dağınıklığı yok bu odada.
Kendi işimi kursam bunu yapardım işte, diye düşündüm. Vazoyu mor mu alsam diye düşünürdüm mesela. Böyle şeylerin yoğunluğu geçince, beynim yoğuşmaya başlayınca da hop, başka işe. Başka ofise, veya. Böyle hep bir hazırlık halinde, yeni defterin ilk sayfasına yazar gibi, kutusundakileri masaya ilk ve yeri bir daha neredeyse hiç değişmeyecek şekilde yerleştirir gibi.
Rahat rahat, boşlukta, hoop daldan hop dala.
Nedir bu daldaki durum?
(07 Şubat 2011, Etiler)
Görsel: http://weheartit.com/entry/4429005
Görsel: http://weheartit.com/entry/4429005





