... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Grooveshark etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Grooveshark etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yalnız ve Güzel Grooveshark'ımız

Grooveshark denen eli öpülesi, dibinde yatılası sitede ortak bir hesap kullanıyoruz arkadaşlarla; herkes oraya ekliyor ne ekleyecekse ki, hepimiz nasiplenebilelim birbirimizin dinlediğinden. İmece mi dersin, besin paylaşmak mı, artık her neyse.

Amma velakin, sarpa sardı burası da haliyle. E normal, hepimiz bok hepimiz çok diye. Ben de tutkuyla sevdiğimiz yalnız ve güzel grooveshark hesabımızın iki-üç tıkla tahlilini yapayım dedim, naçizane...

Playlist var, adı hareketli tandans. İçinde iki tane şarkı var. Hık diye kalıveriyorsun hareket ederken.

Playlist var, adı daytrippin'. Yüz yıldır orada olmasa diyeceğim ki içindeki iki şarkının üstüne ekleme yapılacak, acele edilmiyor, orasını burasını mıncıklayıp dibini koklayarak seçiliyor şarkılar... Ama yok. dedim ya, yüz yıldır orda. Ne day, ne trip var ortada. "Takılırken kitlendiğim şarkılar" bile değil, öyle bir tripsizlik mevzubahis. (Bu arada, Galuchat'yı listene attım Onurlu, dinle bak bakalım kitliyor mu:))

Playlist var, adı türkçesi. Adına bakma, yerli-yabancı karışık kaset. Yerliler de, "teoman-en iyiler" bile değil, 3-4 tane grubun bulabildiğin tüm şarkıları. O grupların da kendilerine has playlist'leri var ha, yanlış olmasın.

Playlist var, adı güzel müzik. Hah iyi dedin, kaliteli müzik gibi aynı (hani vardı ya...). İki tane grup seçilmiş, bulunan tüm şarkıları oraya dizilmiş. Sanırsın ki dünyada ruhun gıdası iki tane grup var.

Playlist var, adı 010111, 27.02.2010 veya 98934801. zamanın birinde, bir gün otururken dinlenmiş müzikler. O günü mü hatırlıyoruz bu playlist'i çaldıkça, aşkımızı mı yad ediyoruz, senede bir gün kafalarına mı giriyoruz, belli değil.

Playlist var, adı 23-05-flugtag. İçinde Müslüm Gürses var, seçmece; iki Yeni Türkü, bi Bülent Ortaçgil, bi Duman. Flugtag'a gitmeden dinlendi miii, yoksa bu müzikler dinlenirken flugtag misali uçuldu muuu, orasını karıştırma.

Playlist var, içinde şarkı yok. Naaays!

Girip şu hesabı güzelce bir şartlamak lazım aslında. Seni seçtim dostum Cem Yapar. Nihayetinde, tüm dizilere, filmlere düzgün isimler ve klasör simgeleri vermeyi kendine görev edinmede benden beter bir adamsın. Fuzuli işler, en sevdiğim...

Hadi ben de bir şarkı armağan edeyim de İzmir marşıyla olmasa da, bando mızıka gidelim. Ale hop, yallah!


(Bu yazı eşzamanlı olarak portakalsuyu'nda da yayınlanmaktadır.)

birds flying high

Bunu söylemem lazım kusura bakmayın, okuyucu sayımın azalabileceğini göz önünde bulundurarak konuşuyorum ama sizden en dürüst duygularımı saklayamam... Fizy gözümde hiçbir zaman grooveshark olmamıştı ve olmayacaktı; grooveshark rulz! O yüzden fizy de kapatılınca millet yine grooveshark linkleri vermeye başladı ya, içimdeki terazi yerine oturdu gibi bişi :)

Oh be.

Şarkı linkini bundan sonra ancak bir yazının fon müziği olduğunda vereceğim. Yoksa her harf bir şarkı çağrıştırıyor, bu sansür ortamında, bu yoklukta uğraşamam bununla. Örneğin bugün içimde Michael Bublé, Feeling Good'u söylüyor; üflemeli çalgıların sesleri, olabilecekleri en üst noktada. Bunun sebebiyse sabah arabaya binerken Levent ve civar semtlerin en yakışıklı çocuğunu görmüş olmam. Yoksa uyuz uyuz arabama gidiyordum ben, 4 saat uyuduğum her günün sabahı gibi gözler yarı kapalı, muhtemelen suratsız. Makyajı arabadan inmeden değil, evden çıkmadan yapmam gerektiğini de bir kez daha kendime hatırlatmış oldum böylece. Çocuk bana baktı, ben ona bakıp galiba gülümsedim istemsizce, sonra arabanın kapısını açtım... böyle de tamirci çırağı gibi oldu be. arabayı kapatıp çocuğun arkasından gitsem mi dedim, "bu arabayı da bana verdiler ama hiç sevmiyorum aslında, alışamadım" coolluğu yapsam mı. Metroya filan binerdik çocukla, o muhtemelen İstiklal Caddesi'ndeki işine giderdi, ben de Taksim'de inip Ortaköy'e otobüsle gelirdim, falan...

Neyse efendim neyse. Sabah sabah içim açıldı, hayatta güzel bir şeylerin olup olmadığını -yine- sorguladığım dünden sonra bu sabah, güzel başladı.

Güzel şeyler olacak ve bunu söyledikten takriben yarım saat sonra buna inanmamazlık etmemem lazım.

kaliteliblog.blogspot.com (farazidir)

Herkesin yaptığı, yazdığı, dinlediği, izlediği, yediği, içtiği her şey kaliteli de, bir ben iddiasızlık yükünden çatlayacağım yemin ediyorum.

Kaliteli müzik diye playlist mi olur allasen, ben kendi müziklerimi arar dururken gözümün önünde: O şarkılar değil, işte bu! değil, coşkuyla söylenmiş herhangi bir şey değil ki; "kaliteli müzik". Kafamız iyi olduğu için veya olsun diye müzik dinler bir grupken; birinin sevdiği diğerini tutmayabilirken ve bunun ne kadar normal olduğunu en çok bizim bilmemiz gerekirken, bu kadar zevke dayalı bir şey için adeta tartışma açmak gibi, gereksiz bir iddia. Tsss - sometimes. Neye göre, kime; daha da önemlisi, hangi moda göre kalite?

Kuzenle geçen gün "kuzenin bizi iyi müziklerle tanıştırsın" isteği üstüne konuştuk. Yakın çevrede böyle bir beklenti oluştu ister istemez, konservatuar üstü ses mühendisi olunca kişi... "Nasıl iyi müzik?" dedi kuzen. Apıştım. Bir alanda özelleşince, sorular da özelleşiyor. Bilmiyorum dedim böyle kulağımıza güzel gelen şeyler, modumuza göre şeyler. Sevdiğim bir şarkıyı söylememi istedi, biraz düşünüp söyledim (insan birden sorulunca şaapamıyor biliyo musunuz), neden beğendiğimi sordu, söyledim; o da neden beğendiğini söyledi, ilgisi yok. O müziğin neden kulağımıza güzel geldiği, bizi neden rahatsız etmediği başka, o an ona ihtiyaç duyup duymadığımız tamamen başka bir konu. İşte bu yüzden beni şahane ama hiç dinlemeyeceğim müziklerle tanıştırabilir kuzenim. Kendisi, sabahtan akşama benim dinleteceklerimi dinleyemez. İşte burada ortaya çıkıyor farkımız: Ben onları da dinleyebilirim. Benim bir kulağımdan giren şey diğerinden çıkarken, onun kulağındaki çekiç örse değil, beynine beynine vurur.

Kalitesiz müziği zevkle dinleyebilmenin, kalitesiz efekti zevkle izleyebilmenin cahilliği ile yazdım bunları, yazdıklarımın alabildiğine kalitesiz olabileceğinin bilinci ve tasasızlığında. Ne yapayım, sevileceğini düşündüğüm yazıları kaliteliblog.blogspot.com'da mı toplayayım? (alan adı boş beyler, bilginize)

Sıradışılıkla elitistlik arasında ince bir çizgi var; üstünde de bir o yana bir bu yana gidip gelen insanlar; ne yapsınlar aga, bazen göremiyorlar.

O Glaros!

Şu etinden sütünden yararlandığımız Grooveshark'ın çorbasında tuzum bulunsun dedim ama sanıyorum iş bilgisayarımın azizliğine uğradım. Parası neyse verip aldığım CD'den çektiğim, özene bezene şarkı adlarını bile düzelttiğim Soul Kitchen film müziklerini yükleyemiyorum kesinlikle!

Şunu sürekli dinleyesim vardı halbuki, mp3'e mahkum olmadan:

Neden fizy verdin, derseniz şarkı Grooveshark'ta yok da ondan derim. Kendimi TDK sitesinde sözcük arar gibi hissettim yahu.

Sineklik

Bugün beni ne okulum, ne de evim mutlu edemedi. Yine de evimden daha mutlu olacağım bir yer olmadığı için kırdım dizimi, oturuyorum. Değerim bilinsin.

Kapıya geldiğimde hayalkırıklığına uğradım. Nedenini tam kestiremiyorum ama ellerinde çiçekler bir şey görüp şaşıramadım diye herhalde, hem hava yağmurlu da değildi.

*fırt*

"Okumasalar da yazarım" palavra değil, "okumasalar da blog yazarım" palavra, o kabul. Kağıt kokusuna kurban ve en büyük korkularından biri çocuklarının kitap değil e-book okuyacak olması olan biri için, ben oturur yazarım arkadaş. Hatta aslında ucu açılabilen kurşunkalemlerle yazarım, zaten her gördüğümde büyükeşitbir tane alıyorum ama kullanım alanım sıfır, böylece işe yarar herhalde. Onlar da silinip gidiyor, aman yarabbi.

Kalem açmayalı ne kadar oldu ha. Gene de ofisteki tek kalemtraşa sahip olmakla övünebilirim.

*fırt*

Kalem açmakla ilgili bir anım var, aslında iki anım var ama birinde başrol sümüklü bir kız ve onun sümüğüne ait olduğu için onu anlatmıyorum. Bir gün kalem açmak için çöpün başındaydık -ki iddia ediyorum; kalem açmak için çöpün başına gidip dikilme kafası ilgi çekmek için kullanılan en çevreci yöntemdir!- örtmenimiz kapıyı kapatmamı rica etti, ben hoplaya zıplaya kapattım geldim. Saçlar atkuyruk tabi, o zamanlar Agatha toka olmadığı için... Kurdele çağına yetiştik biz.

O günlerde bir gün örtmenim anneme, hiç abartmıyorum, geçen gün bellatrix kapıyı kapatırken arkasından aynı Niki'nin kızına benzettim, dedi. Niki kim diyenler için sevindim, zira biz Yalan Rüzgarı çağına da yetiştik.

*fırt*

İlkokul dedim de... Yok lan buna sararsam çıkamam şimdi. Ama birkaç bişey var ki onları da bir ara yazıcam. Yakında. Hayır, hiçbiri feysbuktan bulunan ilkokul arkadaşlarının asıl emelleri hakkında değil (gerçi bu yaftayı yapıştıranlar hakkında da sayfalarca yazılır da).

*fırt*

Boyfriend jean aldım, çünkü burası İstanbul annecim İs-tan-bul değil; çünkü salaş bir şey olsun dedim onu getirdiler. Halbuki bana hiphop'çı gibi ağı dizinde olacak bollukta bir şey lazımdı ama nerde o bolluk!

Kimse salaşlıktan bir şey anlamamış, bol diye getirdikleri jean'in beline oturmaya çalışırken cornflakes reklamı gibi hınk diye kalıveriyorsun. Allah bilir yarın öbür gün, yıllardır salaş sözcüğünü duyunca aklıma gelen ama hiç gitmediğim (eğer veya hala varsa onlardan) tahta tabureli/iskemleli, duvarları balık ağlarıyla dolu balıkçıları da tutup daraltacaklar: Boyfriend balıkçısı!

Engineered jean: Bunu yapan mühendis olamaz!
*fırt*

Zaten şu engineered jean'leri de bi sevememiştim.

*fırt*

Grooveshark'a saralı beri hiç dinlemediğim bir grubun bir sürü şarkısını arka arkaya dinliyorum, indirmek yok, beğenip beğenmediğini dert etmek yok, para vermek yok, ne ala memleket... Hem bir sürü güzel şey giriyor kulağımdan içeri, hem de yapmadıklarım listemden çatır çatır, beşer onar bir şeyler siliyorum ya, benden mutlusu yok.

Aynı şey filmler için de olsa keşke.

*fırt*
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!