... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enerji etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kedi Dönergeci

Erke Dönergeci'ni beğenmediniz, biz de bunu getirdik:

(Sayın gülş ç sağolsun.)

Nasıl The Incredible Machine oynayasım geldi, belli değil! Ancak orada mümkündür bu tarz "mühendis olamaz"lıklar :)

İnsanları seviyorum, ama erke dönergecini daha çok


İnsanları seviyorum. Böyle sürekli yüzü gülen insanlar var ya, ölesiye kıskanıyorum onları. Ya da mesela son zamanlardaki kötümser, uyuz yazılarıma şıkır şıkır cevaplar verenler falan... Alınlarından öpesim geliyor.

Nerden buluyorlar bunu, bu sevinci filan? Ben unuttum, hatırlamıyorum, ne demek çok sevinmek, aşık olmak ne, bir şey yapmak istemek ne demek?

Bir çeşit erke dönergeci ya da DeLoreane'a entegre edilmiş bi füzyon zımbırtısı mı var insanlarda, böyle içine çerçöp, muz, bira atınca şaha kalkıyor ruhlar? O vakit gösterin bakayım nerenize entegre ettirdiniz, yoksa nesneden ziyade tümleç mi kritik burada: Nereye?

Koca bir smiley topağı olan insanları seviyorum (umuda gönderme yapa yapa).

Pazartesi sendromunuz hayırlı uğurlu olsun efendim; onu da kanıksamayı başarışınıza şapka çıkarıyorum.


(27 Aralık 2010 Pazartesi, Ortaköy)

ölmeden önce olmak gereken 100 şey

Olması gereken değil, olmak gereken 100 şey.

Artık evime giderken trafikte kalıyorum ve sinyal nedir bilmeyen birileri, gidiş-geliş olan evimin yolundan aşağı indiğim için bana gerizekalı dediğinde "siktir lan!" diyememek, desem de duyuramamak beni çok üzüyor ve geriyor. Şunu üstümden atamadım. Trafikte en sinir olduğum şey bana söylenenler değil, insanlara geri çemkirip sesimi duyuramamak.

Dün akşam yemek öncesi, bu yorgunluklarla kestirirken şey düşündüm. Şeyi. Ne kadar çok enerjim olduğunu ve boşa gittiğini. Olmaması düşünülemezdi, Koç burcuyum. Normalde de biraz havalarda geziyorum, havalarda derken bu düşünce yapılarının biraz üstünde. O yüzden ağzımdan çıkan çoğu şeyi birçok insan ya anlamıyor ya da bağlantıyı kuramıyor. Kibir değil bu, paralel evren, paralel düşünceler, über serbest çağrışım filan olabilir. Eskiden beri var bu, bir ara bizim tayfayla bayağı "abi yakında bizi birbirimizden başka kimse anlamayacak" derdine düşmüştük. Hala öyle düşünüyorum aslında ama bunu dillendirecek zamanımız yok pek.

Bazen yükseliyorum. Normalden de yukarı. O kazandığım potansiyel enerji, yavaş yavaş kayboluyor oralarda bir yerde, yere iniyorum. Uyuyorum. Uyku yapıyor fazla yükselmek, yukarılarda oksijen bol, çarpıyor.

Ben ya orada kalmak istiyorum, ya da uçmak bir yerlere.

Okumadığım, izlemediğim, dinlemediğim, yemediğim şeyleri geçtim. Yapmak istediğim o kadar çok şey var ki. Olmadığım o kadar çok şey var ki... Ve o kadar hayati şeyler ki bunlar; yoklukları canımı acıtıyor.

İçimde kocaman bir enerji var, durduğum yerde büyüyen. Ve ben onu kendi kendime, kendi ellerimle tutuyorum içimde. Öldürmüyorum, uyutuyorum kendimle birlikte. Ancak uyuyoruz beraber, sarılmadan etmeden.

Böyle bir şeyler işte.

Bugün bir şarkıya dönüşüversem, Levent Yüksel'den Mutsuzsun olurdum ama hızlısından şöyle... Yakışır.


(19 Ekim 2010, İstanbul)

Enerji Patlaması!

Yok canım, her zaman öyle melankolik değilim. Bazen içimden enerji fışkırıyor. Sadece o zamanlarım daha az, bir de insan içinden enerji fışkırırken oturup yazı yazamıyor genelde, daha sonra ise o anın anısı kalmıyor kafada.

Dün İstiklal'de yürürken bir adım geriye uzlaştıııık diye hoplayıp zıplayacaktım, adımlarıma hakim olamadım desem yeridir. Bugün oturduğum yerde kıpırdanıp duruyorum; üstümdeki devir işleri temizlemek adına çok tekdüze bir iş yaptığım sıkıcı bir haftanın ortasındayım ama kulağımda yıllar sonra karşıma çıkan total disguise olduğu sürece sorunum yok gibi hissediyorum. Arkasından Once film müziklerine geçtim son ses; özellikle say it to me now, when your mind's made up, lies... Benim tempomda, kafamdaki tempoda şeyler hep.

Aslında bir hafta ortasında dışarı çıkıp, bildiğim müziklerle dans etmek istiyorum. Zaten bildiği müzikle eğlenen bir insanım. Çeşme - Paparazzi kafası, tam anlamıyla. Hayır içkim elimde salınmak değil, dans etmek istiyorum ve yanımda birileri olsun istiyorum. Athena'dan serseri mayın çalsın şöyle, Bedük çalsın ama dünyadan bi' haber, hot bitch, let me go yeter; Tarkan çalsın, aa Tarkan dedim de...

Bugün bir anda, dün gece gördüğüm rüyayı hatırladım. Bir mekanda Serdar Ortaç ve Hande Yener'e kusura bakmamalarını ama şarkılarının çok tırt olduğunu, sevdanın son vuruşu'nun hepsine on basacağını söylüyordum, çok bozuluyorlardı. Bozulmayın ama şimdi, doğruya doğru diyordum, ama surat asıyorlardı yine de, hahah!

Pink, Kings of Leon, Groove Armada, Lily Allen çalsın sonra, hiç durmasın; I feel better bitirsin olayı en son.

Sonra oturalım biraz dinlenelim, my rollercoasterla. Ne kafalardayım anladın mı blog, bu şarkıya eşlik ediyorum, hızlandıkça kendimi daha iyi hissediyorum. Şu an sarhoş gibi, gördüğüm ilk insanı öpmem kaçınılmaz! Neyse ki işteyim, sarhoş olduğum izlenimi veremem kimseye.

O zaman hadi bari:

life is a highway and I'm gonna ride it
every day's a winding road, yeah
my rollercoaster's got the biggest ups and downs
as long as it keeps goin' round its unbelievable

Şu an nasıl istedim lunaparka gitmeyi veya hatta, hani herkesin hayatında bir 20 dakikası falan olur ya ciddi ciddi salsaya, tangoya falan gitmeyi düşündüğü, o hesap: Şu an bana biri gel şurda bungee jumping yapıcaz dese giderim gibi geliyor.

Böyle bi garip haller, aaa. Ne demiş Mazhar usta; öyle haller içinde ki halim, Türkçe'ye çevirmeye yok mecalim.
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!