... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Savunma Kalkanı

Aklım, beynim, kalbim garip çalışıyor benim. Böyle olan bir benmişim gibi tespit yapmayacağım ama garibim işte.

Herkesin bir duvarı, kalkanı vardır ya, bazılarınınki çok sıkıdır, kolay kolay kimse giremez içine. Bazıları bayağı geniştir. Seçici geçirgenliği düşüktür işte; gel der herkese, ne olursan ol yine gel. Bazılarınınki bir kol mesafesidir, çok yaklaşmadıkça anlamazsınız. Bazıları egosunu örer dışına ki görür görmez anlayasınız...

Ben oldukça önyargılı bir insanım. Kendim hakkında çok yüksek fikirlerim olmamasına rağmen, her şeyi eleştiririm. Eleştiririm, daha iyisini yapacağımdan değil. Ukalalığı hayat tarzı olarak benimsemişim bir kere.

Kendimi de eleştiririm. Fena hem de. Benim savunma kalkanım bu. Kötü yapıyorum derim; kendimi beğenip iyi yaptığıma inandırırsam sonra üzüleceğimi düşünerek, herhalde. Herhalde diyorum, çünkü bilerek yapmıyorum. Bir süre önce yaptığım bir tespittir bu: Kendisi hakkında fikirleri yüksek olan insanların, kendilerinden beklentileri olağanüstü olan insanların başarısızlıklıkları da o kadar yıkıcı olur; o kadar yukardan düşerler çünkü. Sevgili İEL için yaptım bu tespiti, afiyet olsun (kendini bu tespite yakıştırmayan herkesi tenzih ediyorum tabi ki).

Fikirlerim "naçizane"dir hep. Bir şeyi çok iyi yapmam, elimden geleni yaparım. Şimdiye kadar yüz kişi, yüz kere o işi en iyi benim yaptığımı söylemiştir, ben yüzbirinci kere yine elimden geleni yaparım. Zekiyimdir, dediğimi duyamazsınız. Şimdiye kadar aldığım övgülerden hiçbir şey öğrenmedim, evet öğrenmemişim.

Birisi bana "ne kadar güzelsin!" derse, hem de çalıştığım yerdeki en güzel kadınlardan biri derse bunu, sanki bana bunu söylemek zorundaymış gibi bir tsss - sometimes gülümsemesi ile karşılarım. İnanmam ki. İnandırılamadım şimdiye kadar. Ama o günüm çok güzel geçti, o ayrı :) Ne güzel insanlar var şu dünyada, hem de içleri de dışları kadar güzel.

Hiç anlamadım. Birilerinin beni neden sevdiğini, bende ne bulduğunu hiç anlamadım. Bazılarının ne bulduğunu daha çok anlamadım, bazılarını azıcık sezer gibi oldum valla, ne yalan söyleyeyim. Sonuçta çoğunlukla yanıldıkları bir nokta olduğunu düşünüyorum. Olmadığım bir şey gösteriyormuşum gibi sanki. Onların bana baktığı yerden kendime bakabilmek isterdim (Muhtemelen kendim olmazdım artık o zaman ama. Tasvip etmediğim bir "dünyayı parmağında oynatma" haline bürünürdüm. Şöyle bir şeye yani).

"Öyle bir aşk yok"a kendimi inandırır, bana aksi kanıtlansın isterim. Varsa çıksın ortaya. Elma!

Komiğim galiba mesela, insanlar benim söylediklerime güler. Ofisin neşesiymişim. Mutsuz Şirin gibi bir şey çağrıştırıyorum kendi gözümde, salak bi komiklik gibi benimkisi :) Galiba çağrışımlarıma gülüyor insanlar. Bazen ben de gülüyorum kendime.

Bir tek vefalı bir arkadaş olduğumu düşünmüşüm yahu şimdiye kadar. Ondan da istediğim randımanı aldığımı söyleyemem. Belki çok konuşup az dinliyorumdur. Lafa "ben" diye çok başlıyorumdur, olabilir evet. Bakınız yazılarıma. Ama istediğim insanlarla istediğim kadar hesapsız olamadım; hesapsız olacağım insanlarla da belli bir mesafedeyim başka sebeplerden ötürü. Yani ben birine sarılmak istiyorum o beni itiyor; beni itmeyecek insanlara da ben çok yanaşmıyorum. Böyle işte.

Sıkıştım kaldım gene. Bakalım bu akşamki talihli, beni buradan çıkarabilecek mi? Özlemiştim Şahin'imi, bu rakı iyi gelecek. Dinlenmek iyi gelecek. Dinlemek de öyle.

Şimdiden şerefinize efendim.


Aptal!

Aptal aptal yazılar yazıyorum.
Sanki herkes okumak zorundaymış ya da kimse okumamalıymış gibi. İkisi de olmaz.

Tiksindim kendimden bi an.

'coz she's a supergirl ♪

Kendimle pek bi özdeşleştirdiğim için sevdiğim sanılıyorsa şu şarkıyı, pek bi yanılınıyor. Hiç de öyle değil; üstelik süper müper olmadığımın da son derece bilincindeyim (olmak isterdim, ayrı).

Reamonn severim. Müziğini severim yani, yalnız ve uzun yolculukların pezevengidir.

Bu şarkıyı da aslında, ilk satırı için ayrı seviyorum. Çok sade ve mümkünse okuyanın/dinleyenin anlayabileceği aşk anlatımları, onlarca sayfa boyunca ağdalı sözlerle sevgiliden bahsetmekten yeğdir benim için.

Öyle bir aşk olmadığının da son derece bilincindeyim (olmasını isterdim, ayrı).

You can tell by the way, she walks that she's my girl
You can tell by the way, she talks that she rules the world.
You can see in her eyes that no one is her chain.
She's my girl, my supergirl.

And then she'd say, it's Ok, I got lost on the way
but I'm a supergirl, and supergirls don't cry.
And then she'd say, it's alright, I got home late last night,
but I'm a supergirl, and supergirls just fly.

And then she'd say that nothing can go wrong.
When you're in love, what can go wrong?
And then she'd laugh the nightime into day
pushing her fear further long.

And then she'd say, it's Ok, I got lost on the way
but I'm a supergirl, and supergirls don't cry.
And then she'd say, it's alright, I got home late last night
but I'm a supergirl, and supergirls just fly.

And then she'd shout down the line, tell me she's got no more time
'cause she's a supergirl, and supergirls don't hide.
And then she'd scream in my face, tell me that leave, leave this place
'cause she's a supergirl, and supergirls just fly
Yes, she's a supergirl, a supergirl,
she's sewing seeds, she's burning trees
She's sewing seeds, she's burning trees,
yes, she's a supergirl, a supergirl, a supergirl, my supergirl...

Ally McBeal'in getirdikleri

Ally McBeal ilk bakışta genç (gibi), bekar, güçlü, başarılı bir bayan avukattır.

Bir sezon izlediğiniz zaman bu diziden anladığınız, Ally McBeal'in bekar olmak ister gibi yapıp da aslında bağlanabileceği birini -hem de deli gibi- arayan, zayıf, garip, isterik bir kadın olduğudur. Üstelik göz kenarları kırışmasın diye gülmez bile.

Şimdi, bu dizi benim ve annemin hayatına cnbc-e'yi soktuğu ve basbayağı takip ettiğim ilk yabancı dizi olduğu için çok kötüleyemeyeceğim. Ben avukat dizilerini severim; diziden Ally'nin gelgitlerini atarsak basbayağı oturup izlenecek bir dizi olurdu bu. Ama sonuç itibariyle Ally'nin halüsinasyonlarıyla bayağı zaman kaybediliyor diziyi izlerken. Tabi sırf millet uzun uzun birbirine baksın diye 2 saate yuvarlanmış 40 dakikalık dizileri izleyen bir nesil olduğumuz için Ally McBeal oldukça hızlı ilerliyor bile denebilir. Bizi rahatsız edecek yavaşlıkta değil dizi, kesinlikle.

Aslında iki şeyden bahsetmek için konuyu açtım, niyetim Ally övmek değil. Bu dizinin hayatıma kattığı iki şey var:

1- Vonda Shepard şarkıları

Dizinin müzikleri Vonda Shepard'ın elinden çıkma, en azından benim izlediğim kısmı öyleydi. Üstelik müzikal niteliğinde bir dizi olmamasına ve Vonda Shepard yurdum insanınca tanınan biri olmamasına rağmen, dizi müzikleri korsan CD'cilerin eline düşecek kadar da satmıştı vaktiyle.

Gerçekten tam sahnesine uygun şarkıları ya yazmış, ya da oraya cuk oturtmuştu Shepard. Hala da dönüp dinlediğim, özellikle "For Once In My Life" albümü çok başarılı...why did he desert me in my hour of need, i truly am indeed, alone again, naturally...

2- Robert Downey Jr

Aaaah! :)

Bu adamı ilk defa Ally McBeal'de gördüm ben. Şaşırmayın, ortaokulda falanım, daha Iron Man, Gothika, Kiss Kiss Bang Bang yok; nerden bileceğim ki? Ama adını ordan öğrenip daha sonra duyduğum yer yerde "Lan?!" efektiyle dikkat kesildiğimi söylemem lazım :)

Şu anki haliyle kıyaslanamaz oradaki süt hali (bkz. yukarıdaki albüm kapağı) ama karizma, aynı karizmaydı. Bir de bu adamın avukat olduğunu hesaba katın: Jüriyi tavlamaya çalışan bir avukat, hele de ikna işinde başarılıysa, jüriden önce salondaki tüm kadınları tavlar. Bu işler böyle.

Robert Downey Jr ile ilgili yazdığım son yazı bu olmayacak, çünkü Sherlock Holmes'ü yeni izledim ama şimdilik burada bitireyim: Larry Paul'u seviyoruz; Ally'de ne bulduğunu hiç anlamasak da Boston'a dönme kararını kesinlikle desteklemiyoruz!


(Bu yazı, benden istediğini alamadığı için beni "Ally McBeal gibi" olmakla suçlayan adama ithaf edilmiştir:))

watching the series, havin' a wine

"Look, nobody likes to be alone, especially after a break-up. But that’s when we discover who we really are and what we really want."

(Ted Mosby, HIMYM)

I guess that's what rebound guys are all about, not that I chased any.

And I guess that's what one year is all about; not that I found anything about myself that I did not know of.

Then maybe, I should have found a rebound guy.
Well, too late for that.

twit-twit

Yazıyorum yazıyorum, hızımı ve hırsımı alamıyorum. Yakında burası da bana dar gelecek, benden de twit-twit sesleri gelmeye başlayacak korkarım. İşte de yasak değil üstelik.

Eyvahlar olsun :)

naçizane (on altı): Teklifsizlik

Teklifsizlik, çok kolay edinilebilen bir arkadaşlık seviyesi değil ve ben hep çok istemişimdir en sevdiklerimle teklifsiz olayım, iki gün önceden ayarlı olmayan buluşmalar gerçekleştirebilelim, iki cümle önceden ayarlı olmayan cümleler kurulabilsin, espriler yapılabilsin ve anlaşılabilsin.

Bunun için iyi arkadaş olmak gerekiyor filan, tamam ama, bir nokta daha var: Birbirine duyulan ihtiyacın aynı olması.

***

Kimse kimseyle, beraberken de, çok iyi zaman geçirmek, aman efendim sabahlara kadar muhabbet etmek zorunda değil. Ama galiba az ve öz görüşmenin bir etkisi oluyor insanın arkadaşlığı üzerinde. "Çocuklarınızla çok değil, kaliteli zaman geçirin" nanesi vardır ya, o hesap. Bir süre sonra birbirine çok alışıp hiç muhabbet etmemeye başlayabiliyorsun. Soru sorup, cevabını alıp susabiliyorsun.

Birbirini susarak da anlayacağını düşünüp, susabiliyorsun. Bu çok güzel ama biraz korkutucu (hem duyulan susma ihtiyacının aynı olduğunu kim söyledi ki?).

***

Bazı şeyleri daha az yapıyorum, isteyerek değil ama bilerek. Farkındayım. Darlanmamak için değil, darlamamak için yapmıyorum. Aksi, içimden gelmiyor. Bazen içim içimi yiyor ama içimden gelmiyor. Aramıyorum. Aramazsam, istediğimi bulamayıp hayalkırıklığına uğrama ihtimalim yok.

Yalnız olduğun için kimseyle konuşmamak başka şey, yanında biri olduğu halde konuşmamak başka. Ve ikincisi daha zor.

(05-06 Şubat 2010)
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!