... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

mine vaganti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mine vaganti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Kutlama

Lütfen her şey yolunda gitsin...

_ Ben şirketin önündeyim canım, çıkabilir misin?
_ Hayır, daha saat 3, üstelik patron burda.

Bu cevabı alacağımı nasıl da biliyorum. İlla uğraştıracaksın beni kızım, illa.

_ Mustafa Bey merhaba, nasılsınız?
_ İyiyim teşekkürler, çıkaramadım yalnız.
_ Ben Özgür, Pınar'ın erkek arkadaşıyım, yalnız lütfen yanınızdaysa belli etmeyin ve duyamayacağı bir yere gidin rica ediyorum...

Neyse, bunu hallettik. Başak sağolsun. Zaten tam anlamıyla bir sürpriz yapmak mümkün değil ki onu bunu kafalamadan... Hah, patron çıktı, şimdi telefon gelir.

_ Canım patron çıktı, ben de çıkıyorum şimdi.
_ Tamamdır.

İşlem tamam. Her şey çok normal, her şey çok anormal bugün. Bu kadar heyecanlanacağımı düşünmemiştim.
Sakin ol, çaktırma.

***

_ Nereye gidiyoruz?
_ Yemeğe.
_ Tamam da, nereye?
_ Sürpriz.

Peki. Alıştık bu sürprizlere, haftasonu dahil elimize geçen her tatili fırsat veya fırsatı tatil bilmek alışkanlık oldu.

_ Nasıl yorulmuşum...

İyi de, çok uzaklaştık yahu, İzmir'e mi gidiyoruz nedir; elimde bir bilgisayar çantasıyla sadece...

_ Artık söyle istersen.
_ Cunda'ya gidiyoruz aşkım.
_ Ya, ben çok hazırlıksızım, eve de uğramadık, olmaz ama... Ofisten çıkıp Cunda'ya mı gidilir?
_ Merak etme sen...

***

Allahtan kardeşine bi çanta hazırlatmışım, yoksa bu haftasonunu burnumdan getirirdi. O sinirle belki hayır...

_ İşte geldik.

***

_ Bu şaraplara bayılıyorum. Burada yaşamak, ömrü burada geçirmek lazım aslında. Kimsenin bozamadığı köşeleri ne güzel memleketimin...
_ Bir şişe daha ister misiniz?
_ Evet, lütfen.

***

Artık zamanı geldi bence, ee listenin altlarında mı kaldı bizim şarkı? Biraz daha böyle devam edersek sarhoş olup ciddiye alınmayacağım... Garson, hiç duyuyor mu bak, garson, şşş!

***

Bir keman sesi, sol-la-si-la-sol-fa-mi-re... Cunda bir film sahnesi sanki, Mine Vaganti; ama tanıdık, birden dost bir ses, bildiğin bir dil duymak gibi Cunda.

_ Aah, ne kadar severim bu şarkıyı...
_ Biliyorum aşkım.
_ ...
_ Bağında, bahçende, pınarlarında... içimi yıkamaya geliyorum
...
_ Hayırdır, nereye?
_ Sana. Pınar...
_ Efendim?
_ Benimle evlenir misin?

Pınar ve Özgür'e, mutlulukla...


(31 Temmuz 2010 Heybeliada - 26 Ağustos 2010 Akaretler)


Not:
Notalar yanlış diyen varsa düzeltsin, minnettar olurum.

ordan burdan

ne yazacağını bilmeden yazası olması insanın, çok çelişkili bir durum ama elini kalemden/klavyeden de alamıyor insan.

hava inanılmaz güzel dışarıda, birazdan vec ile biyerlere gidip çimlerde yuvarlanacağız. uykusuz da almadım ben bu hafta, giderken alacağım ki bu iki ıssız kadın, ıssız adam kafası yapsın şööyle.

uzun uzun araba kullanasım var, bir dahaki bursa ziyaretimi iple çekiyorum desem yeridir. bir gün bir çılgınlık edip edirne'ye ciğer yemeye mi gitsem napsam ama bu işler tek başına yapılmaz ki. tek başına yemek yemekten hiç gocunmuyorum ama sırf çılgınlık olsun diye yaptığım bir şeyi de yapamam tek başına, zavallı gibi. zavallılığımı kimse görmesin diye evde otururum daha iyi :)

bazen bazı insanları çok kıskanıyorum. inanılmaz ama! kafasını kıskanıyorum, o kafanın içine girmek istiyorum, being roald dahl diye film çekmek istiyorum misal. bir insan, dev şeftali'yi, fantastic mr. fox'u nasıl yazar ya? nasıl bir insan alice in wonderland'i kurar kafasında, ne yapar da l'homme qui plantait der arbres'ı çeker, howl's moving castle'ı yaratır?

bunun için nasıl bir beyin ve cesaret gereklidir, bilmiyorum ama hani sorarlar ya kiminle tanışmak isterdin diye, o soruya benim verebileceğim bir yanıt gerçekten yok!

bu arada dün 2-3 tane film izledim; ferzan özpetek'in mine vaganti'si de bunlara dahil. vec mutsuz, ben mutlu çıktık filmden, tekrar tekrar izlediğim bir cahil periler, bir karşı pencere kadar olmasa da bence özellikle ikinci yarısı oldukça ilginçti. bir keşfim var ki beğeneceğinize eminim: nicole grimaudo. inanılmaz bir tarz. ben tabi ki gidip en raoul bova'ya benzeyen adamı buldum: carmine recano. kemik gözlüklere karşı bir zaafım var sanırım (bu insanları da birbirleriyle film çekebildikleri, fırsattan istifade öpüşüp koklaşabildikleri için kıskanıyorum desem?). bir keşfim daha var, o da çok iyi bir intihar yöntemi.

gece 9'un yarısında dayanamayıp uyumuşum. huzurlu bi uyku uyudum, o ayrı. bu sabah da, uyanmama rağmen zamanım var diyerek kendimi uykudan aşağı ittirdim, bu lüksü haftasonlarında bile çok az yaşayabiliyorum. bana lükslerimi verin, ihtiyaçlarım olmadan da yaşayabilirim demiş oscar wilde. tabi.

devam edicem ama inanılmaz açım, daha kahvaltı etmedim, uyuşmuş gibi bilgisayar başına oturdum ama sanal dünyaya değil, yazmaya bağımlılığımdan. bana bi kahvaltı molası verin efendim, saygılar.
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!