YMCA dönemini gerçekten yakalamışlar'dan 77'ye kadar herkes, ama herkes şunu yapıyordu mekanda:
When politicians respond to popular distrust of genetically modified organisms (GMOs), they sometimes fail to grasp how intricately molecular technologies infiltrate different areas of science. A case in point is now playing out in Turkey, where an attempt to regulate GMOs in agriculture has morphed into a draft law that could wipe out the country's biomedical research.
Hayatımda spor yapmayı gerçekten istediğim iki andan biri What Women Want'taki Nike reklamını izlediğim an olabilir (yukarıda son sahnesini gördüğünüz reklam gerçek midir, bilmiyorum)

Yani bugün çok güzel hissediyorum kendimi ve aldığım övgülerden inanılmaz mutluyum, demek istemediğim için I Feel Pretty (oh so pretty)'den West Side Story'ye atladım, gene çağrıştım kendi çapımda ama sanılmasın ki onu dinliyorum: Kulağımda ve içimde Beirut'tan Nantes çalıyor. Allahım ne kadar güzel bir şarkı!
Adam haklı abi. Ben genelde erkek tarafıyımdır zaten ama adam da gerçekten haklı yani! :)
Biri duvar mı dedi? :)
Allahını örerim (aferin bana)
Kendimi de eleştiririm. Fena hem de. Benim savunma kalkanım bu. Kötü yapıyorum derim; kendimi beğenip iyi yaptığıma inandırırsam sonra üzüleceğimi düşünerek, herhalde. Herhalde diyorum, çünkü bilerek yapmıyorum. Bir süre önce yaptığım bir tespittir bu: Kendisi hakkında fikirleri yüksek olan insanların, kendilerinden beklentileri olağanüstü olan insanların başarısızlıklıkları da o kadar yıkıcı olur; o kadar yukardan düşerler çünkü. Sevgili İEL için yaptım bu tespiti, afiyet olsun (kendini bu tespite yakıştırmayan herkesi tenzih ediyorum tabi ki).
.jpg)
Bizim okulun "abajur kız"ı olmaktan ucuz kurtulmuşum!
Tamam, salon dansı ata sporumuz değil. Genel olarak pek becerebildiğimiz de söylenemez bence ama yine de, ilkokul boyunca karşımıza çıkan çeşitli fırsatlarda "dansa davet" denen ve çoğu zaman çocukları kendi güvensizliğe sürükleyen oyunu oynamış/oynatılmış bir topluluğuz (güzel bir gerginliği vardır o oyunun da, neyse). Hem illa vals yapmaya gerek yok, sağdan sola salınmak da bir danstır bana göre. Son zamanlarda gittiğim clublarda da, fasıl mekanlarında da, başka da bir yere gitmiyorum zaten, eskisi gibi bir noktada hafif parçalar çalmaya başlamıyor artık. Şimdi varsa yoksa bir Serdar Ortaç. Teorim odur ki en kaliteli, nezih, kalburüstü geçinen mekanın dahi bir Serdar Ortaç noktası vardır ve eğer o nokta eğer misafirlere göre doğru ayarlanmışsa coşku tavan yapar. Radyoda "Hayaaaaat beni neden yoruyosun"u duyunca frekans değiştiren adam dahi tüm sözlerini bildiği şarkıya cuppa cuppa eşlik eder. Bunu böyle kabul etmek lazım.
Konuya dönecek olursak, neden slow dans edilmiyor artık abicim, benim isyanım var buna?! Ben bekliyorum ki çalsın. Millet bi sakinleşsin. Arada içkimizi içelim. Bizi dansa kaldırmasını beklediğimiz biri varsa kaldıracak mı, görelim. Kaldırırsa, nasıl dans edeceğimizin, ne kadar yakın durmamız gerektiğinin gerginliğini yaşayalım. Ürperelim; ürpermeden yaşanıyor ya ilişkiler artık. Hiç olmadı dostlarımızla dans edelim yahu; ben Sezo'yla ettiğim dansları onunla geçirdiğim çoğu zamana değişmem mesela :)
Ne bileyim, bence dans etmek bir yakınlık, samimiyet vesilesi; temas, sıcaklık... Güzel bir duygu. Şunun şurasında 2-3 yıl önce var olan bir şeyin, azıcık daha çıldırabilmek uğruna ortadan kalkmasına çok üzülüyorum ve açıkça soruyorum: