... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Robert Downey Jr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Robert Downey Jr etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sherlock for the Soul!

Soul Kitchen ve Sherlock Holmes izlemeyen kızlar sadece fotoğraflara baksın.
Erkekler için sanırım yapacak bir şey yok, bir dahaki yazıda görüşürüz :)

Fragman izlemeyi çok seviyorum ve fragmansız başlayan filmlere de kıl olurum. Lakin çok uzun, filmle ilgili gereğinden fazla bilgi veren, görmememiz gereken birini bize gösteren başarısız fragmanlara da kılım.

Bugün Erce kanjimi oturtup Soul Kitchen izlettim, anlattıklarının, konuştuğumuz hayatın üstüne izlenebilecek en iyi film buydu.
Bu filmi, hakkında hiçbir şey bilmeden, sadece Fatih Akın'ın yeni filmi olarak beklemiş, bir iş çıkışı tek başıma izlemiştim. Her sahnesinde şaşırdım keyifle, yanımda biri olsa dürteceğim çok sahne oldu, Uğur Yücel'i görünce de iki büklüm olup kahkahalarla güldüm sahnesi bittikten sonra bile, inanılmaz renklendim, mutlu oldum, çıktım, CD'sini aldım ki bangırdasın arabada.

Fragmanı izleyip de Uğur Yücel'in hangi sahnede ortaya çıkacağını beklememiş olduğum için çok sevindim.

Benim gülmekten kırıldığım sahnenin kanjime de sürpriz olması beni çok keyiflendirdi o yüzden.

***

Sherlock Holmes da böyle, çok öncesinden beklemediğim ve Guy Ritchie'nin olduğunu bilmeme rağmen büyük beklentiyle gitmediğim bir filmdi. Sherlock Holmes sonuçta bildiğimiz bir karakterdi, çeşitli vesilelerle izlemiştik, İngilizce dersinde filan okumuştuk hikayelerini, Scotland Yard'dır, Dr. Watson'dır, aşinaydık.

Bu kadar tanıdığımı sandığım bir karakteri öyle ağzım açık izledim ki! Kafamdaki Sherlock Holmes buymuş arkadaş dedim, öyle takım elbiseli, pipolu sıkıcı bir karakter olmamalıydı bu adam; deli olmalıydı, esprili, karizmatik, entellektüel ama bir anı bir anına uymayan, bir dediği diğerini tutmayan bir adam. Hazırcevap olmalı, polisleri de sinir etmeliydi. Çatır çatır dövüşmeliydi.

Guy Ritchie bir sonraki filmi için -ki bu da Sherlock Holmes ve Profesör Moriarty olacak muhtemelen- beklentimi çok yükseltti; ama bu defa neyle karşılaşacağımı bildiğim için fragman(lar)ı da izleyebilirim.

Bir de Robert Downey Jr var tabi, ki benim aklıma bu Sherlock'a daha iyi oturabilecek ve o yuvarlak gözlükleri kendine bu kadar yakıştırabilecek kimse gelmiyor. Dr. Watson da başarılıydı tamam, ama Jude Law kusura bakmazsa ben sarışın sevmem pek.

Mecburuz bunu yapmaya o zaman:



Kiss kiss, good night!

(Ağutos 2010, 13. cuma, Akaretler)

Ally McBeal'in getirdikleri

Ally McBeal ilk bakışta genç (gibi), bekar, güçlü, başarılı bir bayan avukattır.

Bir sezon izlediğiniz zaman bu diziden anladığınız, Ally McBeal'in bekar olmak ister gibi yapıp da aslında bağlanabileceği birini -hem de deli gibi- arayan, zayıf, garip, isterik bir kadın olduğudur. Üstelik göz kenarları kırışmasın diye gülmez bile.

Şimdi, bu dizi benim ve annemin hayatına cnbc-e'yi soktuğu ve basbayağı takip ettiğim ilk yabancı dizi olduğu için çok kötüleyemeyeceğim. Ben avukat dizilerini severim; diziden Ally'nin gelgitlerini atarsak basbayağı oturup izlenecek bir dizi olurdu bu. Ama sonuç itibariyle Ally'nin halüsinasyonlarıyla bayağı zaman kaybediliyor diziyi izlerken. Tabi sırf millet uzun uzun birbirine baksın diye 2 saate yuvarlanmış 40 dakikalık dizileri izleyen bir nesil olduğumuz için Ally McBeal oldukça hızlı ilerliyor bile denebilir. Bizi rahatsız edecek yavaşlıkta değil dizi, kesinlikle.

Aslında iki şeyden bahsetmek için konuyu açtım, niyetim Ally övmek değil. Bu dizinin hayatıma kattığı iki şey var:

1- Vonda Shepard şarkıları

Dizinin müzikleri Vonda Shepard'ın elinden çıkma, en azından benim izlediğim kısmı öyleydi. Üstelik müzikal niteliğinde bir dizi olmamasına ve Vonda Shepard yurdum insanınca tanınan biri olmamasına rağmen, dizi müzikleri korsan CD'cilerin eline düşecek kadar da satmıştı vaktiyle.

Gerçekten tam sahnesine uygun şarkıları ya yazmış, ya da oraya cuk oturtmuştu Shepard. Hala da dönüp dinlediğim, özellikle "For Once In My Life" albümü çok başarılı...why did he desert me in my hour of need, i truly am indeed, alone again, naturally...

2- Robert Downey Jr

Aaaah! :)

Bu adamı ilk defa Ally McBeal'de gördüm ben. Şaşırmayın, ortaokulda falanım, daha Iron Man, Gothika, Kiss Kiss Bang Bang yok; nerden bileceğim ki? Ama adını ordan öğrenip daha sonra duyduğum yer yerde "Lan?!" efektiyle dikkat kesildiğimi söylemem lazım :)

Şu anki haliyle kıyaslanamaz oradaki süt hali (bkz. yukarıdaki albüm kapağı) ama karizma, aynı karizmaydı. Bir de bu adamın avukat olduğunu hesaba katın: Jüriyi tavlamaya çalışan bir avukat, hele de ikna işinde başarılıysa, jüriden önce salondaki tüm kadınları tavlar. Bu işler böyle.

Robert Downey Jr ile ilgili yazdığım son yazı bu olmayacak, çünkü Sherlock Holmes'ü yeni izledim ama şimdilik burada bitireyim: Larry Paul'u seviyoruz; Ally'de ne bulduğunu hiç anlamasak da Boston'a dönme kararını kesinlikle desteklemiyoruz!


(Bu yazı, benden istediğini alamadığı için beni "Ally McBeal gibi" olmakla suçlayan adama ithaf edilmiştir:))
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!