... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

17 kas

galiba ben yarın işe gitmeyeceğim. haftasonu zaten ki.

bizim koltukların yastıkları tam sarılmalık. şöyle televizyonun karşısındayken, koltuk da hafif çöktüğü için özellikle, sağa doğru kaykılıyorsun ya istemeden de olsa, işte o zaman sol kolunla koca bir yastık sarabiliyorsun. pek hoş, pek üzgün.

şimdi bu friends'teki tipler mesela neden hiç mesai filan yapmıyorlar, neden haftasonu işe gitmiyorlar, bu kadar çok kahve içecek zamanı (ya da kahve içecek bu kadar çok zamanı) nasıl buluyorlar? çok sinir oluyorum onlara.

ben yarın kahve içip, sonra sıkılıp çay içip, sonra da ne içsem diye düşünmek istiyorum ve hiç konuşmamak, hiçbir gürültüye maruz kalmamak, hiçbir kasımı oynatmamak mümkünse; çünkü sevdiğim tek mekik olgusu, vişneli ve çok lezzetli olandır ve ayrıca 17 tane kasımı oynatmayı göze alacak değilim sırf gülmek için.

sonuçta, bakarsanız, gülecek de bir şey yok; öğlen 12'de kalkıp gece 12'de tekrar yatmak istemem dışında.

sadece uyumak istiyorum. ve galiba ben yarın işe gidemeyeceğim.

Peki bu çocuk olmuş mu?

Çocuklar etkilenirse diye, aileleri onları henüz izlememeleri veya duymamaları gerektiğini düşündükleri şeylerden uzak tutamıyor diye uygulanan sansüre karşıyımdır. Çocukların şiddet eğilimlerinin, onlara Power Rangers izletmeyerek yok olacağına da inanmam.

Aslında inanmam.

Ama bir grup çocuk, Kurtlar Vadisi jenerik müziği mırıldanarak yaşıtları bir çocuğu ölesiye dövüp, cesedini çöpe attıklarında, medyanın insanlar üstündeki, özellikle de çocuklar ve düşünme kabiliyetini giderek kaybeden halk üstündeki etkisini acaba azımsıyor muyum, diye düşündüm.

Sansüre karşıyım, evet. Peki bu çocuk olmamışsa, ne yapmalı?

Ben düşünedururken siz habere tıklayın iyisi mi.

banyodaki çöp kutusu

düşmüyorum, atlamıyorum. öylece duruyorum, daha sıkı tutunma gibi bi derdim de yok. öyle, durmaca.

alışamadım. neden alışamadım, neden hiçbir şeyi oluruna bırakamadım, "su yolunu bulur" dediler de neden inanamadım, neden bir gün bir şeylerin iyi olacağı düşüncesi, bir gün bir şeylerin "daha" iyi olacağı düşüncesi bana yetmedi? herkes çok mu mutlu sanki, herkes çok mu az çalışıyor veya çok mu yerinde paralar kazanıyor sanki?

sürekli huzursuz, daimi kinayeci, ertesi gün erken kalkması gereken zamanlarda gece üçe kadar yatamayan; cuma geceleri 1'de sızıp cumartesi 12'de uyanan ve aslında hiç kalkmak istemeyen, aslında hiç uyumak da istemeyen, güzel günlerle ilgili hiç yazmak istemeyen ve bu yüzden hikayelerini öteleyen ve öteledikçe de sanki iş biriktiriyormuş gibi rahatsız olan... lan... an... en... ben.

kimseyi görmek, kimseyle konuşmak istemiyorum, kimse bana kişi olarak çok iyi gelmiyor, işte bu dedirtmiyor, o yüzden telefonumu mütemadiyen gelen mesajları (vero moda, boyner, lacoste, avea) silmek için kullanıyorum, şarjım uzun süre gidiyor.

işin garibi, ağlamıyorum da.

ahhh, çok zor. ah, hayat zor diyemeyeceğim çünkü ah, haksızlık. bak, kars'ta, sınırda askerlik yapan adam var ve beni arayıp diyor ki "annemlerin yemin törenine gelmesini istemiyorum, çünkü havalimanından buraya gelen yol çok kötü. ama bir yandan da gelsinler istiyorum tabi çünkü o zaman evci çıkıp gece otelde kalabilirim" sadece 1 gece otelde kalmak için. ve sesi benden iyi geliyor telefonda. bense her gece evimde kalıyorum, bir ince kağıt harcıyorum, yine olmuyor. şımarıklık, değil mi?

bugün evdeyim. bugün kendimi güzel bir kahvaltı yapmaya, evi derleyip toparlamak gibi bir işe yaramaya, belki bir film izlemeye ve iyi bir şeyler hatırlamaya adıyorum.

sonuçta, banyodaki çöp kutusunu boşaltabilen biri için hayat ve insanlar bu kadar zor ve kabul edilemez olmamalı.

Or, if Bart had a friend working at Google...


I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions. I will use Moris before asking dumb questions.

The Güreli

Hazırlıkta bir arkadaşım vardı, sonradan öyle sık görüşmemeye başladık, belli bir sebep olduğundan değil de klasik kopmalar işte. Ben ENSO'cuydum, o TKP bildirisi dağıtıyordu kuzeyde, bunun da etkisi olmuştur mutlaka. Yine de hiçbir zaman "konuşamamazlık" etmedik ve ne zaman bir araya geldiysek, güldük eğlendik.

Dün işten illallah dediğim bir vakit yahoogroups'u açtım. Biz hazırlıktayken hocamız bir grup kurmuştu; maksat bizi İngilizce iletiştirmekti belli ki, kendisi de bize Economist'ten makaleler filan gönderirdi (hepsini okudum hıhıı tabh). İşte o grubu çok seviyordum çünkü biz her şeyle dalga geçer "allahım kar tatili oldu ne kadar ayıp!" gibi vaveylalarla ortalığı çınlatırdık. Hele de bizim arkadaş, rakkosbey mahlasıyla acayip, götü başı ayrı oynayan mailler atarak bizi kırıp geçirir, hocayı da fıtık ederdi.

İşte dün beni kendime getiren komikli şakalı bir mail, noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyorsam bir sebebi var; eli verince kolu kaptıracağımdan korkuyorum :)

simdi argadaşlar kendninizin nası bi insan olduunu hala çözemedinizmi o kadar mı nasibinizi almadınız özeleştiridien alın buyrun şu kişiliksizlik testini yapın gıcık etmeyin insanı

1-yolda karşıdan karşıya geçmekte zorlanan bi teyzemizi
gördünüz naparsınız?
a-bütün trafiği durdurur onun geçmesini sağlarım trafik polisiyim ben

b-teyze çekil kenara işimm gücüm var derim
c-kucaklar lmadı sırtlar evine teslim ederim

d-esnaf lokantasından cantık bi ayran söylerim acı da isterim


2-erkek arkadaşınız gittiğiniz partide sizin amcaoğluyla muhabbete giriyor ve sizi unutuyor nabarsınız ha nabarsınız-hey görl falan-
a-aalnını karışlarım

b-bu ilişkiye son verelim necati derim olmadı gözden geçirelim osman

c-bu şehirde durmam giderim

d- cantık kesmesse bi de lahmacun sölerim


3-ıssız bi adaya düştünüz yanınıza da 3 deil hicbisey alamadınız buda
yetmezmis gibi yerliler hiç alakanız olmayan biriyle imam nikahı kıydılar size garip yani çok acaip olur du dimi?
a-walla çok acaip olurdu

b-bencede çok acaip bişi

c-hergün rastladığımız olaylardan biri

d-hesabı istemeden bi çaylarını da içerim hani


ewwaarrtt umjarım testimizi ciddiye alarak ve de kopya gibi basit
işlere kalkışmayarak yapmışsınızdır merak ediosunuz dimi sonucu sizi gidi siziii ewwelaa aa lar çoğunluktaysa azınlıkta olan b leri çok fena eziceklerinden ki kendileri alfabenin ilk herfi olmaları nedeniyle çok burnu havada arkadaşlarımızdır a ların çoğunlukta olmasını kabullenmiyoruz.b ler çoğunluktaysa muhtemelen mor saçlı sarı ojeli kaytan bıyklı hem gözlüklü em kırmızı lensli bi arkadaşımızsınız bunun yanında çok ta içine kapanık ve bi o kadar da çapkınsınız c ler çoğnluktaysa bir an önce kendinize çeki düzen verin gelmiyim oraya su üstüne başına bak öğrencimisin serserimisin belli deil .d ler çoüunluktaysa evvela biraz obur sunuz ve muhtemelen rejime ihtiyacınzı var ama tuttuğunu koparan bi hayvansever oluşunzu da yadsınamz bi gerçek .boşler çoğunluktaysa gayet normal bi insansınız kişiliksizsiniz belki de belkide deilsiniz ben de tam bilmiom arkadaş ilgilenio onlarlan...

ama sevdin, gene öldün

Diyecek bir şeyim yok ki. Kafamda yastıklı şarkı, kafamı yastığa koyamıyorum. Koyu bir sarkazm denizinde yüzüyorum, dibi yok. Görünmüyor değil, yok. Konuşmak, yüzmek, çabalamak faydasız, ben halsizim, Dalgaya vurdum o yüzden, napayım.

distant dreamer



You wish to see the distant realms? Very well. But know this first, the places you will visit, the places you will see, do not exist. For there are only two worlds - your world, which is the real world, and other worlds, the fantasy. Worlds like this one, worlds of the human imagination. Their reality, or lack of reality is not important. What is important is that they are there. These worlds provide an alternative. Provide an escape. Provide a threat. Provide a dream, and power, provide refuge and pain. They give your world meaning. They do not exist; and thus they are all that matters. Do you understand?


(Neil Gaiman, The Books of Magic)
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!