... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

bilgisayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bilgisayar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

internet akıllı, ben aptalım.

Eve binbir zorlukla bağlattığımız internetimiz, tüm sitelere öte yavaşlıkta giriyor. Gmail'e ise hiç girmiyor. Murphy, naber canım?

Para ödediğim bir şeyin işlevini yerine getirememesinden daha çok sinirlendiğim bir şey varsa, o da aptal yerine konmaktır. Bu, insanlara güya yardımcı olacak açıklama ve yönlendirmeleri keşke bilgisayara CD yerine kahve kupası koyan insan seviyesinde yapmasalar. Ya da en azından, açıklamayı o seviyede bırakıp da sonra "Bu yönlendirme size yardımcı oldu mu?" diye hevesle şuku beklemeseler.

İnternet akıllı canım, bi ben aptalım burada.

Ve bu konuyla alakalı ekran görüntüsünü bile buraya koymak için başka bir evde konuşlanmam gerekiyor. Yazıklar olsun sana TTNet. Erce kanjimin yavaş alkışından yapıyorum sana, şak, şak, şak...

Knight OnLiné HaYaT OffLiNé

Başlık, feysbukta bir grubun adı. Pek isabetli.
Karşıma çıkıp duruyor bir arkadaş bunun bağımlısı olduğu için...


İbo kardeşimle Erce'nin bir tartışmasını hatırlıyorum. Güneye iniyorduk, yanımızda başka kim vardı emin değilim ama şöyle bir konuşma geçiyordu Erce ile İbo kardeşimin arasında:

_ İbo ben senin yerinde olsam, hazır dormda da kalıyorken her gün çıkar koşarım çim sahada iki tur, mis gibi. O kadar spor mpor, badi yapmış adamsın. Neden oturuyorsun ki boş boş?

(Biz part-time çalışıp, part-time çimlerde yatıyor, sınavlardan önceki günlerde de ders çalışıyorduk toplaşıp. Hayatımızın muhteşem döngüsü buydu.)

İbo tabi ki altta kalmayıp cevap verdi:
_ Abi vaktim yok benim.
_ Ulan ne yapıyorsun sabahtan akşama kadar, derse gittiğin yok bişey yok...
_ Ya benim günde 8 saat DotA'm var bi kere, o net.

İnternet başında oyun çılgınlığı çok acayip. Filmden, blogdan, kitaptan, illa izlenecek diye eve koşulan diziden veya herhangi bir hobiden daha acayip. Bir takıntı. Evde oturulan bir günün tümünü, abartmıyorum bakın, tümünü bir oyunun karşısında geçirmek falan...

Bir nevi bağımlılık yaratmasına hak veriyorum bu oyunların, az counter oynamadım ben de bir dönem... Özellikle de ilerleyen, arkası yarın oyunlarda daha iyi, daha güçlü; daha çok artifact, skill veya artık her neyse onun sahibi oldukça daha da çok bağlanılmasını da anlıyorum. Şahane bir ego tatmini bu çünkü. Gerçekte ne olduğunun hiçbir önemi olmadan, oyunda kralsın ve kral olmak için tek yapman gereken, bilgisayar başında oturmak.

Ama garip yine de. Sanal sanal kral olup rezil olacağına, gerçekte vezir olsana be adam!


Pazar Günlükleri: Tarık Akan, GTA, ve Wii

"Sen bizi hiç aramıyorsun, sen bize hiç gelmiyorsun."

Pfft, yok artık. İyi.

Star'da Delisin'i izledim. Ne komik diyaloglar, ne kafalar yahu. "Şemsiye için canımız feda" filan, yarım saat bunun muhabbeti, şemsiye belediyenin maskotu olmuş. İlginç bi filmmiş, unutmuşum.

İnsan şemsiyenin altında bir anlam arıyor, halbuki gerçekten şemsiye peşinde koştukları şey. Sapına tahviller gizlenmiş, olay oymuş.

Neyse. Şimdi de Görevimiz Tehlike'ye bakıyorum boş boş. Kaçıncısı bilmiyorum, sanırım ilki bu. Tom abimiz yine tabancayla araba patlatıyor. Nereye ateş edeceğini biliyor tabi kerata. GTA'dan öğrenmiş olabilir mi? "Gizli Ajan Eğitim Modülü 1: Grand Theft Auto (Vice City). Explode as many cars as you can in limited armour." Gerçi orada yeterince yumruklarsan bile parçalayabilirdin arabayı. Arabada da hep get down saturday night çalardı içinden ben inmiş olduğum müddetçe.

Bu arada film pek sikkoymuş, bunu da unutmuşum izlemeyeli. Oynamayalı da oyunları unuttum ayrıca, eskiden oturur Max Payne, GTA bitirirdim, Carmageddon filan ne güzeldi, ne bileyim neden oynamıyorum ki artık hiç böyle atlamalı zıplamalı oyun...


Haa, dün gece rüyamda bir dostun Nintendo'da çalışmaya başladığını da gördüm. Kalabalık bir ortamda öğreniyordum bunu, biri "ee yeni işin nasıl?" diye soruyordu, "sen neredesin ki şimdi?" diyordum "Nintendo, pazarlama" diyordu. Neyden sorumlusun diyordum, wii diyordu ve bir şey daha. O bir şey muhtemelen gerçekte yok bile. Önemli mi? Rüyada bile önemli değildi. Zaten sorumun cevabı da önemli değildi, sadece "benim neden haberim yok" dememek için, konuşma boşluğunu doldurmuştum.

Acayip bişeyler.

Sanırım damarlarımda hala alkol var.

Korsancı: Korsan alım satımıyla uğraşan kimse

Kendime hemen bir netbook bilmemne, internete giren ve fütursuzca şarkı indirebilen bir şey almam lazım. Artık indiremediğim albümler filan da rahatsız ediyor beni. Eskiden böyle miydim be, hey gidi.

Korsansa korsan arkadaşım, bir şeyi dinlemeden para vermem ben ona. "Ona o kadar para verilir mi yea" düsturumla tanınmış bir kişi olarak, para harcadığım üç şeyden biri "gerçekten hak eden" klasmanına giren şeyler. Yani siz plağı kaldırdınız ve yerine CD koydunuz (bu arada maliyeti onda birine düşürdünüz ve satış fiyatı aynı kaldı) diye, maaşımın yarısını orijinal CD'lere dökmemi bekleyemezsiniz. Siz müzik yapadurun, ben hak ettiğinizi düşünüyorsam zaten para veririm.

Ayrıca MÜYAP sana hiç saygım yok bilesin. Fizy'yi kapattıran adamlardan birinin kim olduğunu biliyorum (veriverirdim adresini ama ev arkadaşlarını seviyorum çocuğun), telif hakkı melif hakkı diye zırvalayıp sonra torrent'in kökünü kurutan adamlardan biri. Senin indirdiğin Kolpaçino'nun telif hakkı ne olacak ulan?

"Ben işimi para için yapıyorum, ben olsam kapatmazdım Fizy'yi" de, susalım yeğen.

Demek ki neymiş, kendime hemen bir bilgisayar almam lazımmış. İnternete girsin yeter.

(bkz. hala internet explorer 6 kullanan insan)

Bi internet sitesinde karşıma şu yazı çıktı:


Burda şu yazıyor: (Bring Down IE6) If you're reading this, you're surfing using Internet Explorer 6, an eight-year-old browser that cannot cope with the demands of the modern internet. For the best web experience, we strongly recommend upgrading to Firefox, Opera, Safari, Google Chrome, or a more recent version of Internet Explorer.

Girip baktım, şaka değil, böyle bir site var ve yeryüzünden IE6'yı silmeyi kafasına koymuş. İsabetli bir karar tabi.

Evde IE6 kullanana bir şey diyemeyeceğim, başına daha kötüsü gelemez zaten o kişinin. Yalnız anlamıyorum, bu şirketlerin takıntısı nedir, fatmagülünsuçune arkadaşım?

Bilgisayarımla evliyim.

Bildiğin evliyim.

Neyse ki oyun moyun değil derdim. Warcraft veya Knight Online için saatlerce kendimi heba etsem, ilk ben kendime kızardım (ama counter oynamayı özlüyorum, o ayrı).

Bugün yakın bir arkadaşımın feysbukuna baktım, haftalar öncesinden farklı hiçbir şey yoktu. Çok değil, daha bir yıl önce oldukça sık aralıklarla, telefonla filan feysbuka girdiğini düşünürsek ilginç bir durum gibi görünebilir. Aslında çok basit bir açıklaması var: Manita yaptı.

Ben de twitter hesabı aldım. Feysbukla aramız o sebepten limoni.

Aslında twitter'ı saçma bulma dönemini atlatmam uzun sürmedi. Paylaşım açısından feysbukun tam bir çöplüğe döneceği, şeklinin değiştiği ilk andan belliydi: Kişilerin kendilerinden ve feysbukta olma nedenlerinden (fotoğraf, kişisel bilgi ve görüş paylaşımı vb) çok youtube, hatta alkışlarlayaşıyorum videolarının ve Yılmaz Özdil köşeyazılarının gözümüze sokulacağını yeni Anasayfa'sı ile feysbuk bangır bangır ilan etmişti vaktiyle. Ben de eskiye dönmek isteyenlerdendim ama ne yazık ki böyle bir opsiyon yoktu. Böyle yerler totaliterdir.

Twitter, içinde bulundularını ellerinden telefon düşürmemeleriyle yakinen bildiğim dostların, takip etmek isteyebileceğim şeyler paylaşacaklarına güvendiğim an sempatimi kazandı. İlla kaliteli bir şey izlemek gerekmiyor, insan bazen akıl dolu bir tespite veya bir veryansına tanık olmak istiyor. İtiraf ediyorum, bana düşünmek için çok malzeme çıkıyor, yazmak için belki daha az.

Lakin, "yakında alacağım" dememin üstünden bayağı zaman geçti. Bunun iki nedeni var, iki kişi. Biri, twitter açarsam başından kalkamayacağımı söyleyen biri, diğeri de blog okuyamayan "amman twittera sarma, çarşaf çarşaf seni takip etmeyelim" diğeri. Eh, ben kimdim ki karşı çıkayım?

Diğeri, bir gün bloguma göz atmaya karar verip bana "Twitter hesabı alsana." dedi. Aldım. Vatana millete hayırlı uğurlu olsun efendim, alışma dönemindeyim, öyle böyle bir güncelleme çılgınlığı içinde değilim, olacağımı da sanmıyorum, burayı boşlamaya da hiiiç niyetim yok.

Feysbukla çok işim yok diye ilişki durumum değişti sayılmasın; ben de bilgisayarla takılıyorum, yer yer seviyesiz bir ilişkimiz var (ayrıca her ilişkinin yer yer seviyesiz olması gerektiğinde hemfikiriz), mutluyuz.
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!