... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Bulutsuzluk Özlemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Bulutsuzluk Özlemi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Bir kravat sahnesi

Dün havalimanından eve doğru yola çıktım, pencereleri kapatıp sesi sonuna kadar açtım, ben solo girişleri dinleyemem çok uzayınca ama ne güzeldi o öyle, sonra üretmeliyim- üretmeliyim-üretmeliyim, basbas bağırırken huzur doldum.

Üretmeliyim, evet, beynim zonkluyor.

Bir sahne geldi gözümün önüne. Beni aramadan gel istedim ("ben hep evdeyim" Firuze gibi), ben sana kapıyı açayım, dönüp oturayım sonra. Birbirimizden başka hiçbir şeyle ilgilenmeden, birbirimizle de ilgilenmeyelim istedim. Sen kendini koltuğa atarken kravatını gevşet, yakanı çöz (bu illa ki olsun ama çünkü tüm sahne zaten bu kravatla gelişti; belli bir kravat olmasına gerek yok, ciddi bir şey olsun yeter) Çıkarma kravatını. Televizyonda bir şey dönsün, böyle benim arada baktığım bir şey, ama sen benim şarkılarımsın çalsın arkada, sen bana anlat istedim -çok kısa- nedir derdin, neyi sıkıntı edindin kendine yine... Anlattıkça rahatla, anlattıkça ben anlayayım istedim. Ben anlayayım diye ve sanki başka kimse anlayamazmış gibi anlat. Ve ben bir şey demeyeyim istedim.

Uyu orda, üstünü örteyim istedim. Gidip yatayım ben de vaktim gelince. Sen hiçbir şey demeden gelip yerine yat sonra. Yanıma. Daha huzurlu bir yer bulama çünkü evin içinde,
şehrin içinde,
kainatın içinde.

Huzur veren bir insan olmak istedim.
Belki bundan sonraki tut(un)tuğum dilek bu olur.

Eksik(lik) Yazı(sı)

Telefonu kapat, kendini yine eksik hisset. Üşü. Sırtına bir battaniye alıp, koyduğun salak filme bakmaya devam et. Canın sigara istesin, savuştur isteğini çünkü aslında canın zehirlenmek istiyor. Sehpanın üstündeki kadehe bak, bak öyle ama kolunu kaldırıp alacak takatin olmasın. Filme bakmaya devam et çünkü bırakamazsın yarısında.

Hiçbir şeyi bırakamadın yarısında. Gerekti, ama silkelenemedin.

Uyumaya bile halin yok, değil mi? Uyumadan önce yapacağın şeyler mi gözünde büyüyor, dişini fırçala, makyajını sil, kültablasını boşalt, kapıyı kilitle, kombiyi kapat... Of. Kalkama yerinden. Keşke seni yatırıp üstünü örtse biri, elini tutsa, sarılsa, uyuyana kadar da yanından gitmese.

Kimse yok.

Herkesin ne kadar çok bahanesi var değil mi herkese karşı? Senin de var, yok mu, bahane demeyelim de mazeret işte. Beğendiğin bir adamın çocuğu olmuş; evli miydi ki? Fark etmemişsin,

neyi fark edersin,
ne fark eder?

Mazeretlerin hep hazır, savunman ya onlar aynı zamanda... "Çünkü o arkadaşımın kankası da ondan", "çok yakın çalışıyoruz, ondan", "zaten soğuk nevalenin tekiydi", "it's just a little crush". Tabi.

Yüzleş: Hiçbiri seninle ilgilenmedi.

Uçurumun ağzında, ikiniz arasında seçim yaptıracak olsalar gözünü kırpmadan "o" diyeceğin adamlara sayfalarca döşenmek istiyorsun; "neden?" diye bağırasın var böyle onlara vura vura. Öyle bir var ki, o kadar olur.

Ama yakışmaz sana.

Filmden bık, tam o sırada film bitsin.
Tepedeki Çimenlik'i aç, dinle.
Dizlerini karnına çek, küçül, ufacık ol, vazgeç birdenbire, her şeyden vazgeç.

Uyu.

(16 Nisan 2010)

Soru İşareti

Hala (evet, hala!) karışık olan odamı düzenlemeye çalıştığım bu gecenin iç karmaşasına gel:

Eskiden CD almazdım, alamazdım daha doğrusu (hala da korsana yüzde yüz karşı olduğum söylenemez de).

Bugün "Özgürlük Emek İster"i dinlemek için aldığım CD'yi, ancak kendimi, kendime CD alabilecek cendere içine soktuğumda alabilecek duruma geliyorum - özgürlüğe doğru mu, yoksa özgürlüğün sözdesine, müziktesine doğru mu emek veriyorum?

***

Güzel bir şey düşünmem lazım bunun üstüne...

Günlerden bir refleks gümüşüne bindiğim ilk gün, karşı yakaya geçer ve sağdaki arabaların hepsine galiba çarpacağımızdan endişe ederken hiç yoktan sordu bana dostum "Sen ne dinlerdin eskiden?" diye. Herhangi bir lafın geldiği veya gittiği yoktu o soruya.

"Nasıl yani?" dedim, "işte, lisedeyken mesela" dedi. Saydım üç-beş şey. Farklı şeyler dinliyormuşuz çoğunlukla, önemsiz.

Bulutsuzluk Özlemi bana onu, hiç yoktan sorduğu o soruyu hatırlattığı için, o an hiç önemsiz gibi görünen bi "işte o an" olduğu için aslında, şu an arkaplanımda çalan müziğe çok uydu.

***

İki tane soru işareti.
Seç beğen al.

(11 Nisan 2010, Akaretler)

Not: Bulutsuzluk Senfoni'yi dinlemeniz lazım. Geçmişinizde bu grup olmasa bile.
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!