... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

boşanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
boşanma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

naçizane: Evlilik Sonu


Bir gün bir yerde bulaşık makinesini boşaltıyorsan ve bu dünyanın en normal aktivitesiyse orası senin evindir, bunu dünyanın en normal aktivitesi addeden de, eşin.

Evlilikler önce aynı evde yaşama minnettarlığının, sonra da aynı hayatı yaşama minnettarlığının yok oluşuyla biter.

Yaprak Dökümü'nden

Yaprak Dökümü’nden alıntı yapılır mı, hiç işte. Ama dün gece güzel bir sahne izledim; Bennu Yıldırımlar’ı ilk gördüğüm andan beri (bkz. Süper Baba) severim, aşağıdaki diyalogu onun yazmadığını biliyorum ama yerli dizilerde akılda kalan senaristten çok oyuncu oluyor, naparsınız…

Mantık evliliği olarak başlayan evlilikleri bitmek üzere olan, karşılıklı ağlayan ama gerçekten ağladıklarından hiç şüphe etmediğim iki kişi vardı sahnede:

_ Artık anlaşmalı yol arkadaşları değiliz. Ben seni seviyorum artık. O yüzden de affedemiyorum.
_ …
_ Senden nefret etmek istemiyorum Tahsin. Bırak, gideyim…


Direc-T'den geliyor, benim deyimimle "Affet, nefret ettim senden"

Anlaşamamalar

_ İki medeni insan gibi, anlaşarak ayrılalım diyorum, dedi kadın.
_ Anlaşıyorsak neden ayrılalım ki? dedi erkek.


naçizane (on sekiz): Evlenmek

"İnsan evlenemeyeceği biriyle neden çıkar?"

Beni ruhsuz, duygusuz ve hesapçı gibi gösteren bu lafı ilk söyleyişim değil; belki başımda kavak yelleri esmesi gereken bir zamandan bu yana aynı şekilde düşünüyorum. Bunu söylediğim herkes; evleneyim diye bekleyen arkadaşlarımdan bana yazan adamlara kadar herkes ama herkes, saçmalama! dedi bana.

İyi de, çok mu garip bir şey söylüyorum gerçekten? Çıktığımız herkesle evliliğe giden bir ilişkimiz olmuyor tabi ki ve ben de bundan bahsetmiyorum. Çıkmak tanımına bakmak lazım önce, herkesin ilişki anlayışı farklı. Yargılamayacağım kesinlikle. Fuckbuddy aramıyorsa insan kendine, 'öylesine takılalım'cı biri değilse o zaman karşısındaki insan ile kendini beraber görebiliyor olması gerekmez mi?

Öngörebileceği bir süre için bile yanyana göremiyorsa insan kendini biriyle, o insanla en baştan neden yanyana dursun?

Belki ben evliliği (safça, belki) ilişkinin kronolojisinde normal saydığım içindir. Şimdi keyfime bakayım da, ileride güvenebileceğim ve tiksinmediğim bir adam bulur evlenirim, demediğim içindir. Etrafı mutsuz evliliklerle çevrili biri olarak, biriyle beraber mutlu olunabileceğine inanmak istediğim içindir.
Sinem'in halası mutlu bir evlilik yaptı bildiğim kadarıyla. Ve bu mutluluğun içinde bir nasihat vermiş Sinem'e: "Boşanamayacağın adamla evlenme." Aynen katılıyorum. Boşanmak gerektiği konusunda dahi anlaşamayacağın adamla evlenmemek demek, evliliğin boşanma ile biteceğine emin olmak demek midir?

Beni yüzünde inanamaz bir ifade ile karşılayan tüm arkadaşlarım, önce buna yanıt versinlerdir :)

Hayat Sineması

Güzel ve yalnız ülkemin güzide yönetmeni Sinan Çetin'in, yine insan dram(ımsı)larından ekmek yemek üzere planlayıp programladığı yeni bir şey başlıyor: Hayat Sineması.
Anladığımı aktarırken abartmamaya çalışacağım. Özetle olay şu: Her yıl Kıbrıs adası kadar evli çifti denize döküyoruz. Ancak, hayatımızın en önemli kararı olan evlilik kararımızı bu kadar çabuk çöpe atmamalı, daha sonra pişman olabileceğimizi düşünmeliyiz. Yani çıkarken kapıyı çarpmamalıyız ki, bir daha çalmaya yüzümüz olsun.

Bunun için, programa başvuran çiftlere hayatlarının filmi ("hayatımın kadını" tamlamasındaki anlamda değil) çekiliyor ve izletiliyor; belki de boşanmaktan vazgeçerler, diye.

Nasıl, güzel mi?

///

Şimdi, benim yorumlar, çağrışımlar ve abartmalar içinde at koşturabileceğim bölüme geldik, yaşasın!

Şu program fragmanını ilk gördüğümden beri hiç kanal değiştirmeden izliyorum, belki görmediğim bir şey görür, anlarım veya bir aydınlanma yaşarım, umuduyla. Ne yazık ki şu fikirlerim hiç değişmedi:

- "Hayatımızın en önemli kararı olan evlilik kararı" mı? Bence değil. Ben, hayatımızın en önemli olacak kararlarını daha aklımız başımızda değilken ailemizin verdiğine inanıyorum. Hadi bunu bir yana bırakalım; kendi verdiğimiz kararlar içinde evlilik nasıl bir önem arz ediyor acaba?

"Amaan nolcak canım, anlaşamazsam boşanırım"cılar smokin/gelinlik kiralama dükkanlarında ve herkesin çağırılıp aradan çıkarılabildiği nikah salonlarında kol gezerken; bu modern düşünceye sahip olmayan insan topluluğunun çoğu da ailesinin münasip gördüğü birileriyle evlendirilirken, evlilik kararının örneğin meslek seçiminden önemli olduğu düşüncesinin toplumda egemen olduğuna beni kimse ikna edemez.

(Bir gün kendimi bir nikah salonunda başrolde bulma olasılığımı göz ardı ederek söylüyorum: Bu 15 dakikalık kalabalık nikahlar bana Amerikan dizilerindeki çiftlerin restoran tuvaleti kaçamaklarını çağrıştırıyor! Arkasından özenilmiş, az ve öz ve gerçekten görmek istenen insanların çağırıldığı başka bir şey yoksa, felaket. Konsolosluk veya yıldırım nikahlarını şiddetle tenzih ederim.)

Hayatımızın en önemli kararının evlillik kararı olduğunu düşünmenin başlattığı akış şemasında son nokta, erkekler için 'evlenmeden önce ne yaparsan yap, hatta mutlaka yap ama bakire kız ara' hayvanlığı, kızlar içinse hayatının en önemli gününü düğün günü addedip yıllarca madden ve manen ona hazırlanma saflığıdır. Çok mu acımasızım? Tsss - sometimes. İkisinden de o kadar çok var ki çevremde...

- Henüz program başlamadığı için bu film ne menem bir şey olacak, bilemiyorum ama her şekilde bir film, canlandırma, slide show vb izleniyor. Canlandırma olursa çok fena bu arada da, neyse. Hesapta boşanma kararı vermiş bu insanlar da bunu izleyip "ehi mehi, ne güzel günlerimiz olmuş, iyisi mi biz boşanmayalım" diye karar değiştirsinler, bir yuva kurtulsun, diye umuluyor. Açıp dizi dizi fotoğraflarına evde bakınca bir şey hissetmeyen yurdum insanı, Sinan Çetin kendisini mır mır konuşmasıyla hipnotize etsin diye bekliyor olabilir. Peki, bir film şeridinin ucunda sallanan bir evlilik kaç yıl (daha) dayanır acaba olduğu yerde?

- Bu programa başvuran insan zaten boşanmak istemiyordur. Bu programa başvuran insanın çağırdığı eş programa geliyorsa, zaten boşanmak istemiyordur veya en iyi olasılıkla kendini dikkat-70-milyon-bizi-izliyor'a rezil/meşhur etmeyi göze alacak kadar kararından şüphelidir. Dolayısıyla bu boşanma kararının "- Yeter be sıkıldım senden! - Boşanalım o zaman!" şeklinde bir kavga sonucu, sinir içinde verildiğini düşünebiliriz.

Sizin anlayacağınız, izlenecek durumlar "Hanım çok sinirliyim, içerden benim Vınn'ı getir Sinan Çetin'e başvurucam"dan ibaret olabilir.

- Bu programa başvuran insan zaten boşanmak istemiyordur. Bu programa başvuran insanın çağırdığı eş programa gelmiyorsa, zaten boşanmak istiyordur; herhangi bir filmin bu fikrini değiştiremeyeceğine emin olacak kadar kafa yormuş ve emek vermiştir evliliğine. Can-ı yürekten umarım, tüm boşanma kararları bu kadar net veriliyordur.

Sevgilerimle efendim.

(04 Aralık 2009, İstanbul)

Ayrılıklardan bahsetmek için ironik bir tarih


Not: Ne ile karşı karşıya olduğunuzu anlamak için Google'dan Hayat Sineması'nı arayın ve karşınıza çıkan sitelerdeki yorumları okuyun. Mesela şurdakini:
http://www.bilgiservisim.com/kanal-d-sinan-cetin-ile-hayat-sinemasi-basvuru-formu-telefon-numarasi/

Ayrıca, evlilik hakkında aklı başında bir yorum okumak isterseniz, buyrun:
http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=3381



Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!