... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

Elizabeth'e açık mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elizabeth'e açık mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eve gelirken The XX - Together dinliyordum, son birkaç gündür The XX aklıma geldikçe yaptığım gibi.
(Üstelik konserde çalmadılar bunu.)

The Great Gatsby filmi için yapılmış şarkı.

Çok iyi bir şarkı olmadığını düşündüm son dinleyişimde. Doluyor, doluyor, doluyor ve çabuk sönüyordu, daha ihtişamlı olabilirdi o keman sesi.

Sonra, The Great Gatsby'nin de tam da böyle bir kitap olduğunu düşündüm.

Ve sonra seni düşündüm Elizabeth. Benim için sen de böyleydin. Böylesin.

Sanırım bu şarkı için yapılacak bir şey yok artık.

(10 Ağustos 2013, İstanbul)
Bazen ağlarım ben Elizabeth.
Sen üstüne alınma, seninle hiç ilgisi yok.
Hatta muhtemelen sana rağmen ağlıyorumdur.
Demokles'in kılıcı gibi bir şeyler tepemde, ne olduklarını bilmiyorum, gitmiyorlar da.

Karnım ağrıyor Elizabeth.
Unut artık Elizabeth.
Aylar oldu.

mektup

güçlüyümdür ama göçük altında 1 gün dayanabileceğimi sanmıyorum.
daha erken fark edilsin yokluğum.

(01 Aralık 2011)


Elizabeth, sana malzeme verdik ama galiba bir sıkıntı oluştu, senin malzeme seni mutlu edeceğine, yordu. (Deli galiba.) İstediğim gibi bir yorgunluk da değildi bu, ama inan ben de bilemezdim aniden ortaokula geri döneceğimi, bu kez anadilimde.

Neyse neyse. Daha önünde uzun bir hayat var.



















Olmaları gereken iki yerden birindeler.
Sen ne dersin Elizabeth?

Ofiste.

Elizabeth'e sormuşlar, kendini nerede görüyorsun, diye...
"Ofiste" demiş.

"Hiiiç..."

Beyza demişti "ağzından çıkınca içinde büyüyor" diye.

Tamam da, ne konuşayım. Günde takriben 10-12 saatimi işte geçiriyorum. Geri kalan zamanda da işin kafamı meşgul etmediğini söyleyemeyiz, aksi için uğraşsam da. Ofisteki insanları hayatımdaki herkesten, aynı evde yaşadığım kuzenimden bile fazla görüyorum. Ve olanca sinirimizle yaptığımız tek şey yine ofisten, patrondan, müdürlerden, işten, işleyişin saçmalığından bahsetmek, dalga geçmek, sinirlenmek ve... Sonuçta, hep işten bahsetmek.

"Hiiiç" cevabı hayatımın özeti olmuşken ben, biraz başka bir şeylerden bahsetmek istedim. Başkalarından da değil, kendimden ve bir adamdan. Her gece (ya da her sabaha yakın saatlerde) uykuya dalarken düşüneceğim bir şey olsun istedim. Olsun istedim, olsun diye de söyledim 3-5 kişiye. Vallahi inanmadılar. Boşluktan, sandı herkes. Boşluktan, işte Nihal gibi, Kanuni'nin kızkardeşi gibi hani dizideki, gördüğüm ilk adama sarıyorum sandılar. Anlattım halbuki, elektrik çarpmış gibi oldum bir keresinde dedim mesela... Komik mi bu anlattığım?

Bir tek Elizabeth inandı bana sanki ama o da hayal dünyasında yaşıyor zaten, fark etmez onun için.

Neyse...
İçimde herhangi bir uğraşma isteği yok artık zaten. Yitirdim beni ayakta tutan motivasyonu, geri gelir mi bilmiyorum. İçinde yaprak kımıldamayan berbat hayatıma geri dönebilirim.


(Müslüm'den Hayat Berbat'ı dinleyiniz
ve bu yazıdaki gibi görseller için weheartit'e bakınız.)

Şş,
naber?
Bayağı olmuştu karşılaşmayalı.

Beni özledin mi Liz?
Seni ne doktorlar, ne mühendisler kimler kimler sandı da hiçbirine vermedim gerçek kimliğini Elizabeth. Sanki çok matah bir şeymişsin gibi... Uzak bir arkadaşımın gözünün ucuyla bakar bakmaz çat diye söyleviyermesi kim olduğunu, beni biraz afallattı ama o anı iyi toparladım sanıyorum. Bir de kafamızın benzer çalıştığı blog takipçileri var tabi (Jane Jones ve -tabi ki- asluuu mesela) onlara da selam olsun.

Süpergüç senmişsin de haberimiz yokmuş Elizabeth, sen nelere kadirsin... Konuşulmayanların konuşulmasını Ali Kırca'dan bile iyi ve skandalsız beceriyorsun. Meğer gizemi çözen yine gizemmiş, bunu senden öğreneceğim hiç aklıma gelmezdi Elizabeth. Vay be. İnsan neler neler öğreniyor, neler kimlerden...
Elizabeth, hissizleştim bi an. Bildiğin, fiziksel olarak. Sinir uçlarım birbirine karıştı. Bak, bunları ben mi yazıyorum? Sanki beynim düşünüyor, ve bilgisayar ekranında beliriyor yazılar.

Ve senin bunda, bu yazdıklarımda hiç payın yok. Beni biraz önce biraz mutlu etmiş olman dışında.
Dün gece seni rüyamda gördüm Elizabeth. Gerçek olsun diye bayağı uğraştım ama tabi ki olmadı. Neyse.

Hem seninle birlikte bir sürü şey de gördüm. Mesela kalkıp kahvaltı hazırladığımızı, sucuklu omlet yaptığımı (buradan anlamalıydım, ben hiç omlet yapmam ki!), bir kızın sarı-mavi-pembe alacalı saçlarını... Ama hep gözümü açtım, hep yataktaydım, hep yarım saat geçmişti aradan.

Rüyanın seninle olan kısmında mutluydum Elizabeth. Bazen gerçek gibi oluyorsun.

*

Bak bu sabah kalktık. Günün birinde kahkahalarla gülünerek yok olacak bir "kral" muhabbeti gibi geri gelmiş her şey. Aslında seviliyor her şey, her muhabbet. Herkes köftehor. Her şey güzel. Herkes mutlu, espriler kahkahalar havalarda uçuşuyor.

Hava güzel, deniz güzel, sen güzelsin Elizabeth.

Demek ki hayat güzelmiş. Bi gün ben de yiycem.
Birbirini gereğinden fazla gören herkes gibi alıştık birbirimize Elizabeth. Artık bir kıpırtı hissetmez olduk. Sırtımızı dönüp uyuduk icabında.

Zaten kafam yerinde değil bu aralar. Pasımı, küfümü silemiyorum; yeşilleniyorum ama birçoğunun aksine kötü kötü yeşilleniyorum, hem de her gün, tırnağını uzatır gibi. Kimse görmüyor, sadece uzun süredir beni görmeyenler anlıyor.

Yani olmuyor Elizabeth, olmuyor istesem de. Seni biraz özlemem gerekiyor. Biraz ara verelim, sonra eminim yine çok iyi olacağız.
Elizabeth biliyor musun,
hiç gözümde yoksun.

Keşke seni dert ediniyor olabilseydim şu an.

Elizabeth

Benden çok şey bekliyorsun, dedi Elizabeth. Ben de bir kişiyim sonuçta, beş parmağım var, takdir edersin ki beşi de bir değil üstelik. Kapasitem belli, e bu kadar demek ki. Zorlama artık beni. Hele duygusal bir şey, sakın bekleme. Benden gelen bu.

Elizabeth'le yürümeyeceğini işte o an anladım.
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!