... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

çizgi film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çizgi film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Oy hanımey hanımey!

Bir arkadaşım bana aşağıdaki videoyu göndermiş. İzleyince aklına gelmişim, haliyle. Dostlara izlettim videoyu, hepimiz aynı konularda hemfikir olduk: Türk çizgi film sektörü biz görmeyeli bayağı ilerlemiş, ve Türk ya da yabancı fark etmeden, bu çizgi film yaratıcıları alınlarına asiti yapıştırıp öyle yapıyorlar bunları. Başka türlüsü olamaz.


Kıraç'ı ve onunla paket halinde gelen şeyleri günahım kadar sevmesem de (buna Ayşe'si, Funda Arar ve şarkının orta yerinde giren şiirler de dahil) bu videoyu bayağı komik buldum. Ayşe'nin genizden gelen sesini kes, türküde Kıraç'ın sesini duymamış gibi yap, oldu bitti.

Hadi, hazırsak hoppaaa! Tey tey teeey!

VeletSavar

Evde tüm McGyver'lık ve tam teçhizatlılık özelliklerimi kullanarak bir düzenek kurdum. Aslında, bu işlere Geleceğe Dönüş çizgi filmlerinden bu yana tövbeliydim. 6 yaşında filan olduğum günlerdi... Sondaki "evet çocuklar, bugün evdeki malzemelerle x yapıyoruz" bölümlerinden birinde x uçan balondu. İşi zorlaştıran ise helyumun her evde bulunan bir soy gaz olmamasıydı. Ben, saç kurutma makinesini market torbasına sokmak suretiyle -ama doktor da aynı öyle yapıyordu!- ateşe verip, akabinde panikle lavaboya bıraktığım makinenin üstüne suyu da açınca annemin 25 yıldır kullandığı emektar makine gözyaşlarıyla uğurlandı.

Bittabi, makineyi yekpare olarak değil, havalandırma kısmını açıkta bırakacak şekilde torbaya sokmak gerektiğini fark edecek kadar dikkatli izlememiştim televizyonu. Böylece, benim "bişey yaparım ben bunla ki" dönemim son bulmuş oldu.

Aradan geçen 20 yıldan sonra, bu yola tekrar baş koymam için bir sebep ortaya çıktı: Çocuklar! Çocuklar kimine yaşama sevinci aşılarken, emin olun kimine de tam tersi duygular iteleyiveriyorlar.

Bunu anlatmış olabilirim: 3 tarafı çocuklarla çevrili bir evde yaşıyoruz. Toplam 8 veled-i zinanın aileleri de cümbüşe dahil olduğunda bizim ev, içinde yaşanmaz bir hale geliyor. Genç olan bizken, "aile apartmanı" tabir edilen bu kadar ses çıkması sinirime dokunuyor (Aile Apartmanı: Onlarca piçin yerleşik olduğu, genç ve bekar olduğu için hor görülenlerin dahi gürültüden huzur bulamadığı yer.) Eh, ben de sakin ve munis bir karakter değilim, dolayısıyla bir pazar sabahı erkenden uyandırıldığımda, saldırgan olmam kaçınılmaz.

Gidip konuşarak, ikaz ederek veya duvara vurarak sonuç elde edemediğimizi anladığımız andan itibaren, bu şahıslara kendi silahlarıyla karşılık veriyoruz. Çocuk mu bağırıyor? Köklüyoruz televizyonun sesini. Anne-baba mı galeyana geliyor? Biz de vauvuavuavuavuav diye anlamsız sesler çıkarıyoruz yüksek perdeden. Bunlar da yetmeyince, biraz zahmet edip başka silahlara başvuruyoruz, örneğin VeletSavar.

Büyükçe bir bardak (evinizin her şeyinde bulunabilir), bir mp3 çalar ve bir hoparlör (veya dışarı yüksek sesle müzik verebilen herhangi bir cihaz) ile, siz de evinizde bir VeletSavar yapabilirsiniz. Nasıl mı? İşte böyle:


VeletSavar: İçeriden ve dışarıdan görünüm

Bu düzeneği, cihaz(lar)ın sesini sonuna kadar açıp duvara dayadığınızda, birkaç dakika içinde etraftaki tüm seslerin kaybolduğunu göreceksiniz. Civar evlerdeki ebeveynler eşşşek değilse, çocukları susturmaları gerektiğini bir Rainbow - Since You Been Gone bitene kadar anlamış oluyorlar (bu şarkının etkisi klinik deneylerle kanıtlanmıştır).

Daha da mı olmadı? Bizim bir sonraki aşamamız polis çağırmak olacak. Denediğimizde, sonucu size haber veririm.

_ Hello canım...

iyk. kodumun bebeği.

(Vecihe sen gözünü kapat, şimdi bu Musti çakması bebeye saydırıcam bi miktar.)

Hello Kitty denen bir mahlukat var hayatımızda, bilmem farkında mısınız diye bitiresim geldi cümleyi ama farkında olmamak mümkün mü? Bi kere hayvanın adı falso: Hello Kitty (çev. Moşi Moşi) diye isim mi olur allasen, gerizekalı oyuncak endüstrisi?

Bir zamanlar toplanmaya doyulmayan Trol bebeleri vardı, her renk saçlısı, her boyu filan olurdu bunların ki daha çok, daha da çok çok satılıp paraya para denmesin; hatta sonra kolyeleri filan çıkmıştı, kafalarından boynumuza asmamız bekleniyordu bebeleri, aman yarabbi. Yine de sevimli bebelerdi, haklarını vermek lazım.

İşte bu Hello Kitty çılgınlığı bana Trol'leri hatırlatıyor. Bunun da donu gömleği, çantası yetmedi, tokası, yaka iğnesi, taşlı küpesi (bildiğin kristalden yapılma kedi kafası yahu, kurdelesi de taştan), ayfon kılıfı gibi günümüz icatları peydah oldu her yerde. Pazara bile gitsek Hello Kitty orada.

Benim için Hello Kitty'nin hayatta tek tahammül edilebilir kullanım şekli şudur:

Ay lav Umut Sarıkaya. Ay lav veri Umut Sarıkaya.

Hello Kitty'den tiksinmemin en önemli sebebi de, sevimsizliğinin yanı sıra, özgün dahi olmayışıdır. Neden yıldız olduğu belli olmayan ama her kırmızı halı okasyonuna katılan oyuncu gibi, vasıfsız elemandır Kitty. Nedir yani, çizgi film karakteri mi? İzlemiş kaç kişi var, hani?

Ve Kitty, bir Musti çakmasıdır:

Salad Fingers

Pek sezaryen bi videolar dizisi olan Salad Fingers'ın bir bölümü...



Bizi bu karakterle tanıştırıp gerim gerim gerdiği için Derin'e teşekkürler.

IKEA'yı çok mu beğendiniz?...

IKEA'yı çok mu beğendiniz?...

IKEA'nın, her gördüğümde güldüğüm pazarlama harikası ilanları var, son gidişimde fotoğraflarını çektim artık dayanamayıp:



Fazla gülmeyin diye miniminnacık yazmışlar ama bizim için hizmette sınır yok:

Arkadaşım, sarısını beğendiysem neden mavisini alayım? :) Biliyorum bazıları açıklama yapacak benim ofis arkadaşlarım gibi, "yani torbayı çok beğendiysen mavisini satıyoruz diyo" diyecek filan.
*
Eyh, o kadarını anladık herhalde. Öyle bile olsa, cümlenin gelişine gülerim ben. O zaman "Torbayı çok mu beğendiniz? Mavisini satıyoruz, buyrun." deyip, bana malzeme vermeselerdi.
O zaman sadece bu torbanın nesini beğenicez ki diye gülerdik.
*
Bu reklamlar bana Bugs Bunny - avcı Elmer çizgi filmlerini hatırlatıyor. "Buralarda bir tavşan gördün mü?" "Tavşan mı? Böyle ponpon kuyruğu var mıydı?" "Evet" "Peki böyle uzun kulakları?" "Evet" "Böyle zıplıyor muydu?" "Evet" "Eee doc, hayır görmedim."
:)
*

... o zaman Praktiker'e gidin!
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!