Bittabi, makineyi yekpare olarak değil, havalandırma kısmını açıkta bırakacak şekilde torbaya sokmak gerektiğini fark edecek kadar dikkatli izlememiştim televizyonu. Böylece, benim "bişey yaparım ben bunla ki" dönemim son bulmuş oldu.
Aradan geçen 20 yıldan sonra, bu yola tekrar baş koymam için bir sebep ortaya çıktı: Çocuklar! Çocuklar kimine yaşama sevinci aşılarken, emin olun kimine de tam tersi duygular iteleyiveriyorlar.
Bunu anlatmış olabilirim: 3 tarafı çocuklarla çevrili bir evde yaşıyoruz. Toplam 8 veled-i zinanın aileleri de cümbüşe dahil olduğunda bizim ev, içinde yaşanmaz bir hale geliyor. Genç olan bizken, "aile apartmanı" tabir edilen bu kadar ses çıkması sinirime dokunuyor (Aile Apartmanı: Onlarca piçin yerleşik olduğu, genç ve bekar olduğu için hor görülenlerin dahi gürültüden huzur bulamadığı yer.) Eh, ben de sakin ve munis bir karakter değilim, dolayısıyla bir pazar sabahı erkenden uyandırıldığımda, saldırgan olmam kaçınılmaz.
Gidip konuşarak, ikaz ederek veya duvara vurarak sonuç elde edemediğimizi anladığımız andan itibaren, bu şahıslara kendi silahlarıyla karşılık veriyoruz. Çocuk mu bağırıyor? Köklüyoruz televizyonun sesini. Anne-baba mı galeyana geliyor? Biz de vauvuavuavuavuav diye anlamsız sesler çıkarıyoruz yüksek perdeden. Bunlar da yetmeyince, biraz zahmet edip başka silahlara başvuruyoruz, örneğin VeletSavar.
Büyükçe bir bardak (evinizin her şeyinde bulunabilir), bir mp3 çalar ve bir hoparlör (veya dışarı yüksek sesle müzik verebilen herhangi bir cihaz) ile, siz de evinizde bir VeletSavar yapabilirsiniz. Nasıl mı? İşte böyle:

Bu düzeneği, cihaz(lar)ın sesini sonuna kadar açıp duvara dayadığınızda, birkaç dakika içinde etraftaki tüm seslerin kaybolduğunu göreceksiniz. Civar evlerdeki ebeveynler eşşşek değilse, çocukları susturmaları gerektiğini bir Rainbow - Since You Been Gone bitene kadar anlamış oluyorlar (bu şarkının etkisi klinik deneylerle kanıtlanmıştır).
Daha da mı olmadı? Bizim bir sonraki aşamamız polis çağırmak olacak. Denediğimizde, sonucu size haber veririm.
3 yazmadan duramayan var!:
Sesli güldüm Şuşu, al sana şuku...
based on a true story Onurlucum. Aldığımız aksiyonlara ve vauvauvuavuaua seslerine kadar birebir gerçektir.
Halka öfke kustuğum için beğendiğini tahmin ediyorum, "Onlarca piçin yerleşik olduğu..." kısmından itibaren zevkle okumuşsundur, kesin :))
Sağolasın!
o zevk bana da ait.
amma velakin bizim apartmandaki piç ve sülalesi şerbetli. ben böyle şeyler yapsam sevinirler onlara benzedim diye. :/
Yorum Gönder