... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

havalimanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
havalimanı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Konu: CIP üyelerini cezalandırma politikanız hk.

Kime: customer@thy.com; infogaziantep@dhmi.gov.tr
Tarih: 29.03.2012


Sayın yetkililer,

Sizlere Gaziantep Havalimanı'ndan 2 saat 20 dakika rötar ile kalkacağı bildirilen İstanbul uçağımı beklerken bu e-maili atıyorum. Havalimanı güvenliği ile ve anlamsız CIP politikanız sebebiyle yaşadığımız olay henüz tazeyken bu şikayeti iletmeme fırsat verdiği için, bu rötara ve bunun müsebbibi olan Türk Hava Yolları ile İstanbul Atatürk Havalimanı'na teşekkür etmeliyiz sanırım.

Öncelikle şunu belirtmek isterim: 4 yılı aşkın süredir çalıştığım şirketlerin tercihi olması sebebiyle aktif olarak Türk Hava Yolları'nı kullanıyorum. Neredeyse hiçbir uçağının (özellikle de akşam saatlerinde, yurtiçinden İstanbul'da dönüş seferlerinin) zamanında kalkamıyor olmasının, THY'yi uçak saatlerini yeniden programlamaya itmediğini üzülerek görüyorum. Bu, büyük, güçlü, kurumsal bir şirket imajı çizmek için elinden geleni yapan Türk Hava Yolları'na olan güvenimi oldukça sarsıyor. Bunları yazarken, şikayetimin denizde bir kum tanesi kadar önemsiz addedilebileceğinin farkındayım fakat unutmayın ki, şirket tercihlerimi değiştirmemem kişisel tercihlerimi de değiştirmeyeceğim anlamına gelmiyor. Nitekim, uçak saatleri konusunda yarattığınız bu güvensizlikten ötürü, kişisel uçuşlarımda tercihim hiçbir zaman Türk Hava Yolları olmadı. Hatta, rakiplerinizden tek farkınızın uçakta kaliteli bir dergi okuma imkanı olduğunu söyleyebilirim.

Bugün yaşadığımız olayı özetlemek isterim. 19.30'da Gaziantep'ten İstanbul'a gidecek olan TK2225 uçağı için 19:00'da havalimanına geldiğimde, uçağın belirsiz bir süre rötar yaptığını öğrendim. Bu sürenin 10 dakika mı yoksa 3 saat mi olduğu konusunda herhangi bir panoda bir bilgi veya bana yanıt verebilecek bir yetkili olmadığından, ikinci güvenlikten geçmek üzere sıraya girdim. Gaziantep Havalimanı'ndaki, diğer havalimanlarına göre oldukça yetersiz CIP salonunun neden ikinci güvenliklerden sonra olduğu da ayrı bir merak konusudur; zira bana kalırsa CIP üyesi olmanın en önemli avantajı uçağı beklerken bedava çay içmek değil; ayrı ve tek bir girişten, çok beklemeden uçağa geçebiliyor olmaktır. Bunun üzerinde çalışmanız gerektiğini düşünüyorum (Trabzon Havalimanı için de aynı durum geçerlidir).

İkinci güvenlikte oldukça uzun bir sıranın sonuna geldiğim ve çantamı cihaza koyduğum anda bir görevli gelerek "Onur Air yolcularına öncelik vermemiz gerektiğini, çünkü o uçağın hemen kalkacağını" iletti. Bu, cihaza kadar gelmiş olan benim, güvenlik tarafından belirsiz bir süre "şöyle kenarda", ayakta bekletilmeme neden oldu. Herkesin geçmesini sabırla bekledikten sonra, her zaman yaptığım gibi biniş kartım ve kimliğimi görevliye uzattığımda kendisi, biraz önce kenarda beklememi söyleyen başkasıymışçasına "bu uçağın ne zaman kalkacağı belli değil, gidin içerideki salonda bekleyin" gibi bir ifade kullandı (Tüm bunların, uçağın alanda bile olmadığı bilindiği halde neden en baştan söylenmediğini merak ediyorum.) Geçip CIP salonunda beklemek istediğimi söylediğimde, bana giriş kartımı sordu. Daha önce defalarca geldiğim bu havalimanında hiç böyle bir soruyla karşılaşmadığımdan, Miles&Smiles Classic Plus kartımı istediklerini düşünüp gösterdim. Güvenlikteki beyefendiler bana "hayır, CIP için ayrı bir kart almanız gerekiyor." dediler ve kısa bir süre tartıştıktan sonra beni tekrar check-in kontuarındaki sıraya, daha sonra da tekrar ikinci güvenliğin sırasına girmek üzere kibarca kovaladılar. Bu esnada ben, daha önce bana ne güvenlik, ne de CIP girişinde hiç sorulmamış olan bu karttan haberdar olmadığımı ifade ettiğimde bana verdikleri yanıt şu oldu: "Burası uluslararası bir havalimanı."

Sayın yetkililer,

İki kapısı olan havalimanından kalkacak topu topu üç uçağın saatlerini ayarlayamayarak, insanlara rötarlarla ilgili düzgün bir haber vermeksizin onları sıranın sonundan çevirerek, sırf CIP üyesi olduğu için veya online check-in yapmayı akıl ettiği için insanları cezalandırırcasına, onları tekrar tekrar sıralarda bekleterek uluslararası havalimanı olunmaz. Dünya markası olmayı da, uluslararası havalimanı olmayı da yanlış anladığınızı düşünüyorum.

Bugün hayatımda ilk kez CIP Lounge kartı diye bir kart gördüm. Gaziantep Havalimanı yetkilileri bunu sormayı şimdiye dek akıl etmediyse, bunun benim hatam olmadığını düşünüyorum. Eğer CIP üyeleri için bir uygulama yapacaksanız bunu THY uçaklarının uğradığı tüm havalimanlarında yapmalı, ya da online check-in'in varlığından haberdar olan CIP üyelerini besbelli cezalandırmak için koyduğunuz bu uygulamayı tüm havalimanlarında kaldırmalısınız.

2012 yılındayız... 19:30'da Gaziantep'ten kalkması beklenen uçağın 19:22'de henüz İstanbul'dan yola çıkması gibi akıl almaz rötar durumlarında en azından bir SMS ile haberdar edilmek zor değil. CIP salonu girişinde kişilerin 9 haneli TK numarası alınarak giriş hakları olup olmadığını anlamak ve böylece hem zaman, hem de kağıt israfı yapmamak da mümkün. İnsaniyete ve mantığa olan inancımla, bu konularda duyarlı davranacağınızı umuyorum.

İyi çalışmalar diliyorum.
Saygılarımla,

.

İngiltere Gün1: "Charlie bit meey... Ouch, Charlieey!"

İngiltere'ye geldik. "İngiltere'ye gidiyoruz" dediğimiz herkesin, buraları avucunun içi gibi bilirmişçesine "nereyeee?" diye sorduğu, yanıtlandığımızda da "Londra'ya yakın mı?" dediği Sutton'dayız. Bir süre buralardayız, cuma Londra'ya taşındığımızda bu bahsettiğim kişileri bekliyoruz. Gönül rahatlığıyla gezdirsinler bizi.

En baştan başlayalım. Türkiye'de dış hatların her daim uzun olan kuyruğuna girerken "hiçbir yerde böyle kontrol yok şekerim" klişesiyle girdiğiniz havalimanının İngiltere ucundan çıktığınızda, eğer ki AB vatandaşı veya bizınısklas değilseniz, delice bir kuyrukta bekliyorsunuz. Kontroller kısa süre önce artmış, duvarlarda yazıyor "Tougher controls take more time." Bu bilgiyi nereye sokacağım diye düşünürken henüz İngiltere'nin -bizim askeriye misali- insanı gerizekalı yerine koyup her-bir-şeyi-her-yere yazdığını bilmiyordum. Bu arada, İngiltere'ye girmek için bu rezil sırayı beklediğimde, vize işlerine "paranla rezil olmak" demekten vazgeçtim. Asıl rezillik bu. Artı, her iki havalimanındaki leşliği gördüğümde vizeden filan korkmaktan hepten vazgeçtim. Bir sürü Recep İvedik, bir sürü Kolpaçino veya Türk Malı filan alıyorsa vize, benim korkacak hiiiiçbir şeyim yok. İsterlerse vermesinler (vermesinler! bana vize vermesinler!)

Ne diyorduk, Mind the Gap arkadaşım; Mind-The-Gap! Rahmetli nenem olsa, bu uyarıyı duyduğunda gözleri dolardı; yıllarca beni o trenle istasyon arasındaki boşluğa (ki bacağım girmez) düşürmemek için hep bir delikanlıdan yardım ister, hooop atlatırdı karşı tarafa.

Stating the obvious, yahut "görünenin ifşası". Adamların konuşası mı var ne, asansöre biniyorsun, "Elevator going up. Doors closing." Sağol bebeyim ya. ELE101: Elevator for Idiots. Veren: Staff. Yer: TBA. Yerde, sokağın üstünde yazıyor "look right"; tali yol işaretini anlamayanlara açıklama var üstünde "give way" (o zaman ters üçgen niye?); başka bir yerde "turn left" eh be abi, düz gidersem yol yok ki, ne yapıyorsun? Bu arada, burada ikamet eden arkadaşımız Vecmi'nin bize ayarladığı taksimsi ile otelimize getirileceğimizde, öne oturacak kişi olarak arabanın sağ ön kapısını açıp az kaldı direksiyona giriverdiğimi söylemem lazım. Şöför de güldü tabi bu halime, dedim napayım yavrucum, terslik sizde.

Yani işin komiği adamlar direksiyon yerinde, gidiş-gelişlerde, milde, poundda, prizlerde ayaklarını yere vura vura diretirken aslında Mersin'e değil de tersine gittiklerinin oldukça farkındalar. Kendi takip ettikleri yolun doğru olduğunu düşünseler, etrafı uyarılarla donatmazlardı sanıyorum.

Başka başka... Taharet musluğu sıkıntımız yine ortaya çıktı, üstelik burada duş başlığı da mantıklı bir yerde değil ki çekiştiresin. Ayrıca, taharet musluğu olmayan yere insan en azından 6 katlı bi Papia filan alır koyar yahu, tek katlı tuvalet kağıdını kınnn kınn kınadım.

Yettiyse, değiştiriyorum konuyu :)

Burada herkes birbirine benziyor. Kahve içerken önümüzden Weasley ikizleri geçti. "Ulan noluyoruz" dedim, gerçi Hogwarts tatildedir, bunlar atlamış King's Cross'un bilmemkaçbuçukuncu peronundan Oxford Street'e gelmişlerdir dedim ama sonra bi Robbie Williams gördüm sanki, evet evet gerçekten de bi Robbie Williams gördüm lan! Böylece emin oldum, Uzakdoğulular haklıymış.

Ha bi de Robbie'nin 20 yılını merak ediyorsanız, buyrun:

Seni biliyorsak neden 10 pound bayılalım Robbie...

Alışamadım bi türlü bu kente, bunu söylemek için erken ama... Viyana snobdu, Alman disiplini ile Alman olmama ezikliği arasında gidip geliyordu. Amsterdam öğrenci kafasındaydı, eğlenceliydi, kimsenin hayatı ciddiye alacağını düşünmezdiniz ve hava yağmurlu bile olsa her şey güzeldi. Burada hem hava yağmurlu, hem de hayat gri. Hem, İngilizler kibardır diyenleri haksız çıkarırcasına kıro dolu burası; ya onlar haksızdı ya da İngiltere inanılmaz göç aldı. Türk asıllı başkan Boris geldiğinden beri böyle oldu, hem önce metrolar bozuldu diyor Vec, bu iddiayı buraya taşımayı borç biliyorum :) Anlayacağınız, burada da yaşayamadık, sıradaki!
*
Dil de ayrı bir mevzu. Herkesin dışarıda İngilizce konuştuğu yer benim için herkesin turist olduğu yermiş, onu anladım. Tabi konuşulana İngilizce denirse... Helloouuv diye selamlaşıyor insanlar bi kere; a harfi çıkmış burda sözlükten, tüm o'lar olduğu gibi okunuyor, ağızlar hep otlakta otlayan koyun. Tevazu göstermeden söylüyorum ki benim kral gibi İngilizcem yetmiyor bazen ne konuşulduğunu anlamaya. İnsana koyuyor yahu, bilmediğimiz dilde meram anlatmaya çalışmak neyse de, bildiğimiz dilde? Hesapta rahat etmemiz gerekmesine rağmen, neredeyse soracağım yolda insanlara anlaşılabilir bir şiveyle konuşup konuşmadıklarını.
*
Eh artık, ikinci gün devam edelim, dimi ama? Hem gene kısa kısa yazacaktık güya, beceremedik. Daha gezdiğimi gördüğümü anlatamamışım, hale bak...
*
En kötü özelliğim detaycılığımdır efendim, umarım beyninizi yakmadım, aman diyeyim;

(27 Eylül 2010, Sutton ~ Londra)
Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!