... yazı kalır.

bellatrix begins: batman gibi değil, anka kuşu gibi!

hava atmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hava atmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Sofistikeyiz


Sofistikeliğimiz ve snobluğumuzla ilgili uzun süredir bir şeyler yazasım vardı. Özellikle Twitter'a girdikten sonra birazdan anlatacağım kafada şahıslarla çok karşılaşmaya başladığımdan mütevellit, durduğum yerde kıpırdamadan duramaz hale geliyorum sıklıkla.

Bardağımı taşıran son damla bugün okuduğum şu beyanat oldu:

"Ayrica kusura bakmayin da Adele'i yeni kesfedenlerin oldugu bir dunyada oldugum icin uzuntu duyuyorum."

Vays.

Bir "elimde çayım kitap okuyorum" yazmak var, bir de "elimde bilmemne model kupamın içinde bilmemne marka çayım, kitap okuyorum" yazmak var. İlk cümle, hoşa giden bir davranışın dışvurumu, bunun mantıklılığını tartışmayacağım, sosyal medya diye bir dev karşımızda dururken en alttaki parçayı inatla çekiştirmeye çalışmak olur bu. İkinci cümle, düpedüz hava atma çabası, bir şey paylaşmak, bir şeyi duyurmak ve insanların nemalanmasını sağlamak değil amaç. Her şey amme hizmeti olarak yapılmıyor elbette ama demek istediğim, amacın sadece hava atmak olması burada.

Nedir yani, Ben&Jerry's çıktı çıkalı başka dondurma yiyemiyor olmak, Jacobs dışında kahve içemiyor olmak, The Smiths dinlemeyenlere üzülmek falan? Babalarımız aradan çekildi, benim sofistike zevkim seninkini dövercilik oynuyoruz.

Olabildiğince yapmamaya çalışsam da, belki ben de yapıyorumdur böyle şeyler. O yüzden birinci çoğulla başladım yazıya zaten. Ama açık yüreklilikle söyleyebilirim ki güzel bir müzikle, iyi bir filmle, ülkenin en lezzetli höşmerimiyle filan tanışanlar için olsa olsa sevinirim. Birileri artık daha iyi yaşıyor diye sevinirim. "Ben bunu daha önceden biliyordum ki!" kafalarında "in your face, in your face" diye dans etmediğime emin olabilirsiniz. Hem, olumlu cümlede "ki" yazılmaz. Yazanlar için üzüntü duyuyorum efendim, ayrıca kusura bakmayın da.


05 Nisan 2011, İstanbul
(Görsellerin tümü weheartit'ten; sophisticated yazınca çıkıyor.)

Spor salonu kafası (spor kafası değil)

Spor salonuna üyeliğimi uzatmamamın, spora gidecek zamanım olmaması dışında bir sebebi var: İnsanların rüküşlüğü; yok hayır, teşhirciliği.

HIMYM'ın bir bölümünde Ted, Robin'i spor salonunda bol tişörtü ile saçı başı dağılmış, kan ter içinde görüp "işte şu anda sana karşı tüm hislerim bitti" gibi bir şey diyordu. İnsanlar sanırım bundan korkuyorlar; oysa ki spor bence böyle bir şey olmalı! Bisiklete binerken nihai amaç gezmek olabilir ama, bunu yaparken kupkuru kalmayı beklemek saflık olmaz mı? Demem o ki, eğer bir ada etrafında dolanıp kral fotoğraflar çekecek, üstüne bir de bisiklet üstünde poz verecekseniz, azıcık terlemeyi göze almanız gerek.

Spor salonuna yazılırken envai çeşit tişörtler, şortlar, aksesuarlar almış değilim. Aksesuar da nedir demeyin, neler var neler: Rengarenk bluetooth kulaklıklardan tutun da koca koca küpelere; bonenin mecburi olduğu havuza girilirken bikiniyle -ip bikiniyle 50 tur yüzmek de ayrı konu- uyumlu seçilen havluya, saç bandına, gözlüğe kadar aklınıza gelebilecek veya gelemeyecek yüzlerce şey. İnsanlar spora koca bulmaya mı geliyor abi?!

Şimdi bu rüküşlük bir yere kadar... Lakin, insanı homofobikliğe iten soyunma odası görüntüleridir beni benden alan. Hamamdaki çıplaklıktan rahatsız olan biri değilim. Soyunma odalarında da her tarafta kabin olsun gibi bir beklentim yok, insanlar dolaplarının önünde giyiniverirler, olur biter ama hayır! "-İvermek"ten hiçbir şey anlamamış teşhirci birtakım tiplerin defilesini izlemek zorunda kalmak sözkonusu. Ben de yılbaşlarında cnbc-e ile şenlenen bir insanım ama hatırlatırım, o iç çamaşırları Victoria's Secret marka değil, o kadınlar da Adriana Lima değil.

Daha da kötüsü, kendini hepten odalarının mahremiyetinde addedenler: Evde adam varken ve saçınızı orta yerde kuruturken de mi çırılçıplaksınız amk?

Bunun nedeni nedir, anlamıyorum. Bir arkadaşım lezbiyen olduğu izlenimi verecek iki-üç cümle kurup bu tiplerin çil yavrusu gibi dağılmasını sağlayabildiğine göre, olay (bu sefer) herkesi kendine aşık etmek değil. Ortamda erkekvari bir tehdit hissedince örtünüyorlar çünkü. "Haram var" kafası. Yobazlara bak ulan. Benim yanımda neden gereksiz gereksiz eğilip kalkıyorsun o zaman?

Yok arkadaş, ben inatla spora devam ettiğim aylar boyunca da alışamadım buna. Bir daha yazılacak olursam, kendi okulum gibi daha mütevazı bir yere yazılacağım, o kesin. İnsanları havuz hallerinden daha çıplak görmek zorunda kalmam böylece.

Tüm bunları yazmama neden olan şey, havalimanında gördüğüm bir reklam. Benim salondan farklı olduğunu sanmıyorum ama niyet güzel işte:

Valla ter atana ekmek yok spor salonlarında, söyleyeyim. Koca bulmak istiyorsanız sizi şöyle alalım...





Related Posts with Thumbnails

bencileyin

Fotoğrafım
iyiyim, kötüyüm, mutluyum, mutsuzum, güzelim, çirkinim - herkes kadar. çok şey bilir, her şeyi hatırlarım; çöp beyinliyimdir. bana alttan bakarsanız bir tanrı görürsünüz (temsili). müzik dinlerim, sadece yalnızsam veya sarhoşsam bağıra bağıra eşlik ederim; yoksa insanları düşünürüm aslında. ve severim. insanları severim; bazı insanları daha fazla, bazılarını çok çok fazla, boyumdan büyük severim. sonracıma, okurum. bir de yazarım; iyi, kötü, mutlu, mutsuz, güzel, çirkin - herkes kadar.

basılı materyalin hastasıyım!

read the printed word!