Buna günümüzde "The Mad Hatter Syndrome" denir, "mad hatter", Lewis Carroll'un yarattığı harikalar diyarından gelirmiş...
Kaynak: Fringe S03 ve sonra, http://www.naturalnews.com/016544.html#ixzz1P16YUkJA
Kaynak: Fringe S03 ve sonra, http://www.naturalnews.com/016544.html#ixzz1P16YUkJA
bu arada balkona uzanan meyve ağaçlarının yanında bi de meyveler var. yani apartman büyüklüğünde şeftali var mesela, meyve toplamak dediysem illa dalından koparılacak demek değil: böyle dev şeftaliye bıçağı uzatıp üstten bi parça kesiyosun. sonra o nasıl eski haline geliyo, ya da madem bu meyve apartman kadar, aşağıdan bi parça koparmadık da niye 4. kata çıkmaya kastık, onu hiç bilemiyorum. neyse, özgür korkuluktan uzanıp elini uzattığı an pat diye aşağıya düşüyo. biz bellatrix ile aynı anda çığlığı koparıyoruz, ve bellatrix balkonda yere yatıyo, bense yere oturup sırtımı duvara dayıyorum. özgür'ün arkasından nedense bakmıyoruz ve nedense saklanıp yere yatıyoruz, töbe yarebbim. ikimizin de elinde telsiz telefonlar var, bellatrix yardım çağırmak için itfaiyeyi arıyor ama kimse cevap vermiyor. sonra ben çeviriyorum numarayı ama dahili numarayı yanlış çevirdiğim için alakasız bir yer (itfaiye de gerçekten çok alakalı ya neyfse) cevap veriyor. ikimiz de donmuş bi halde ifadesiz suratlarla bakıyoruz ve ben o an gerçekten içimin acıdığını hissediyorum, çünkü oraya benim için çıkmışız. neyse, sonra ben tekrar arıyorum itfaiyeyi -ki numarası 11 ve dahilisi de 7 imiş- ve holivıd filmlerindeki gibi adresi verip olayı çok kibar bi dille anlatıyorum. sonra bellatrix'e dönüyorum ve o an tek derdimiz aslında itfaiyeye ulaşamamakmış gibi acayip rahatlıyoruz; birden tüm olayı boşverip alakasız makara tukaraya başlıyoruz.